33 DÜŞ YOLCUSU TÜRKİYE, KÜRDİSTAN VE AVRUPA’DA ANILDI

33 Düş Yolcusu ölümsüzlüklerinin 3. yılında Türkiye, Kürdistan ve Avrupa’da anıldı.

İSTANBUL

Suruç katliamının yıl dönümü dolayısıyla Gazi Mezarlığı’nda bulunan Cemil Yıldız, Duygu Tuna ve İsmet Şeker’in mezarları başında anma gerçekleştirildi. HDP Milletvekili Erkan Baş ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun katıldığı anmada, 33 Düş Yolcusu’na devrim sözü verildi.

Suruç aileleri, ESP ve SGDF üyeleri, 11.45’te Gazi Mezarlığı’nda toplandı. Suruç şehitleri İsmet Şeker, Cemil Yıldız ve Duygu Tuna’nın mezarı başında yapılan saygı duruşunun ardından Cemil Yıldız’ın eşi Sultan Yıldız bir konuşma yaptı. “Bugün Temmuz 20, bizim için yaralarımızın tekrar kanadığı bir gün. O bombayı bizim canevimize vurdular. 33 canımızı toprağa verdik. Kimimizin annesini, kimimizin kızını, oğlunu, kimimizin de eşini götürdüler” diyen Yıldız, konuşmasını “Bu ülkede demokrasinin kırıntısı kalmamıştır. Biz her şeye rağmen adalet isteyeceğiz ve bunun için mücadele edeceğiz, onların hiç bir şekilde kanları yerde kalmayacak. Bunun hesabı bir gün sorulacaktır, ben buna inanıyorum ve umudumu da hiç bir zaman kaybetmeyeceğim. Mahkemelerimiz devam ediyor. Mahkemede resmen bir tiyatro oynanıyor. Mahkeme heyeti suçlulara emir veriyor, onlar da ona göre hareket ediyor. Biz mahkemelerimizi, askerlerin dipçiği altında yapıyoruz. Biz şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmayacağız. Bunu böyle bilsinler. Kaç iktidar gelirse gelsin. Biz öfkemizi mücadeleye çevireceğiz” şeklinde sürdürdü.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi adına konuşan Şahin Tümüklü “Her Suruç anmasında aslında aynı acıyı ve aynı öfkeyi kuşanıyoruz. Her seferinde kendimize bir kez daha söz veriyoruz. Suruç şehitlerimizin, 33 düş yolcusunun taşıdığı umudu bir bayrak haline getirip, özgürlük, barış ve başka bir dünya kurma mücadelesi verenlerin bayrakları haline getirmek, onların mücadelesinde, sofrasında yer etmek için söz veriyoruz. İşte bu sözün bir karşılığı var, bu sözün bir bedeli var. Üç yıldır AKP Saray faşist diktatörlüğü Suruç’u savunanları, Suruç’un düş yolcularının yoldaşlarını tutuklayarak, gözaltında işkence ederek, etkinliklerini yasaklayarak bu düşleri, umutları engellemeye çalışıyor. Sadece onların da değil bu ülkede barışı isteyen, demokrasiyi isteyen, özgürlüğü, sosyalizmi isteyenlere karşı düşmanca, kutuplaştırıcı ve katliamcı politikalara devam ediyorlar” dedi.

Tümüklü sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler 33 düş yolcusunun heybesinde taşıdığı umudun bayrak yapıcıları olarak Ortadoğu karanlığında, kan gölünde barışı savunmaya devam edeceğiz. Başka bir dünyayı ifade eden sosyalizm mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Bizler, heybesinde oyuncaklarıyla çocuk gülüşlerini büyütmek için giden 33 düş yolcusunun hayali olan halkların eşitliği mücadelesine su taşımaya, bayrak inşa etmeye devam edeceğiz. Buradan bir kez daha söz veriyoruz, sizin bayrağınız direnenlerin bayrağı, sizin bayrağınız devrimin ve sosyalizmin bayrağı, sizin bayrağınız halkların eşitliği bayrağı. Ant olsun ki bu bayrağı en son kişimize kadar taşımaya devam edeceğiz. Mutlaka zaferle taçlandıracağız. Mutlaka biz kazanacağız, mutlaka direnen halklar kazanacak, Rojava devrimi kazanacak, devrim ve sosyalizm kazanacak.”

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Erkan Baş, “Bugün burada bir yanımız büyük bir acıyı yaşıyor. Sadece yoldaşlarımızı kaybetmiş olmanın, onları toprağa vermiş olmanın acısı değil bu. Onların her birisi bizim mücadelemizde bayrak oldu. Bu acı mücadele içerisinde yaşanabilir bir acı ama yaşadığımız daha büyük bir acı var. O da üç yıldır yoldaşlarımızın hesabını soramamış olmanın acısı. Üç yıldır yoldaşlarımızın yükselttiği mücadeleyi daha da ileriye taşıyamamış olmamız. Bu yüzden buradaki varlığımız kuşkusuz onlara saygının onlara dönük bir anmanın bir ifadesi. Ama en az bunun kadar önemli olan onların başlattığı büyük yürüyüşü devam ettirme iradesini tekrar paylaşmak için bir aradayız” diye belirtti.

“Onları bilerek, isteyerek, planlayarak, Türkiye’yi bugün ki karanlığa sürüklemek için katleden iktidardan hesap soracağımızı bir kez daha ifade etmek için buradayız. Geride kalan üç yılda iktidara hizmet edenler, bu katliamı planlayanlar, uygulayanlar, nasılsa bir yolunu bulup kurtuluruz diye düşünüyorlarsa yanılıyorsunuz demek için buradayız. Yanılıyorlar çünkü bu ülke topraklarında çok uzun yıllardır her hal ve şartta mücadelede, ısrar, inat ve kararlılık gösteren devrimciler olmuştur. Bunlar toprağa düştüğünde o bayrağı daha da yukarı çıkartacak yeni yoldaşlar bu kavgayı devam ettirmiştir” diyen Baş, şöyle konuştu: “Suruç Türkiye’nin yakın tarihi açısından bir milattır. Bu iktidara dönük halkın birleşik mücadelesinin elde ettiği bir kazanım olan 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını ortadan kaldırmak üzere ve doğrudan Türkiye’yi yönetenler tarafından planlandı. Uzun ve kanlı bir sürecin ilk adımıydı Suruç. O yüzden bizim için de iktidara karşı mücadelenin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Bu dava sonuçlanana kadar, yoldaşlarımız mücadelesi zafere ulaşana kadar, bizim için bu dava mihenk taşı olmaya devam edecek. Yoldaşlarımıza bir kez daha söz veriyoruz, başlattıkları yürüyüş, yükselttikleri bayrak mutlaka daha yukarılara çıkacak. Suruç için adaleti biz kazanacağız, herkes için adaleti biz kazanacağız, bu kavgayı biz kazanacağız.”

Anmaya katılan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise “İnsanın yaşamında unutamadığı anlar vardır. Onlardan biri de Suruç katliamı benim için. Bu saatlerde öğrendiğim zaman hemen Suruç’a yetişmeye çalıştım, havada ölüm kokusu vardı ve benim hafızama kaydedildi. Katilleri biliyoruz, neredeyse devlet gözetiminde gerçekleşen bir katliam bu. Cellatlar herkesin gözü önünde gitti ve o bombayı bıraktı. Adeta izin verilerek oraya kadar götürüldü. 20 Temmuz kendi tarihimiz bakımından bir dönüm noktasıdır ama Türkiye tarihinde de bir dönüm noktasıdır. 20 Temmuz, Türkiye’de otoriter bir rejimin inşasında için milat oldu aynı zamanda. Çünkü 7 Haziran’dan hemen sonraydı. 20 Temmuz’dan sonra başlayan süreç Türkiye’yi 1 Kasım’a götürdü. Savaşa ve çatışmaya götürdü. Mücadele edeceğiz, unutmayacağız, umudumuzu da kaybetmeyeceğiz. Beraber dayanışma içerisinde demokrasiyi, özgürlüğü ve barışı inşa etmeye çalışacağız” şeklinde konuştu.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu adına yapılan konuşmada ise “Bundan üç yıl önce yoldaşlarımız, yanı başımızda harap edilen bir kente dayanışma eli uzatmak için ‘beraber savunduk beraber inşa edeceğiz’ şiarıyla yola çıkmıştı. Yoldaşlarımız yine o kenti harap eden saray işbirlikçisi barbar IŞİD çeteleri tarafından katledildi. O gün orada 33 yoldaşımızı ölümsüzlüğe uğurladık. Biz katilleri tanıyoruz. Katiller sokaklarda ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. Ama bilsinler ki hiç bir suç cezasız kalmayacak. Biz adalet arayışımızı sürdüreceğiz. Bu adalet arayışını sadece adalet saraylarında ya da bir cezaevi kampüsünün yanında kurulmuş iki yüz metrekarelik bir duruşma salonunda sürdürmeyeceğiz. Biz bu adalet arayışını sokaklarda, sıralarda, kampüslerde, barikatlarda, cephelerde sürdüreceğiz” denildi.

Suruç katliamında yaşamını yitiren Büşra Mete Pendik Yenişeyhli Mezarlığı’nda, Alper Sapan da Kurtköy Mezarlığı’nda anıldı.

Büşra Mete için Yenişeyhli Mezarlığı’ndaki mezarı başında yapılan anmaya ESP ve SGDF üyelerinin yanı sıra dostları katıldı. Saygı duruşu ile başlayan anmada konuşan SGDF’li Neslihan Duran, “Büşra Mete inanç ve iradesini Rojava kadın devriminden aldı ve bugünlere taşıdı. Onun mücadelesini büyüteceğiz” dedi.

Ardından Kurtköy Mezarlığı’nda Alper Sapan’ın mezarı başında anma yapıldı. Burada yapılan saygı duruşunun ardından yapılan konuşmada, “Suruç şehitlerini unutmayacağız. Mücadelelerini ileriye taşıyacağız” diye kaydedildi.

Suruç katliamında hayatını kaybeden Nazegül Bahar Boyraz Küçükyalı’daki mezarı başında anıldı.

Anmaya Nazegül Bahar Boyraz’ın ailesi, Suruç yaralıları, ESP, SGDF katıldı. Anma saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından Nazegül Bahar Boyraz’ın ailesi adına yapılan konuşmada “Bizim için sadece geçen zaman. Biz her 20 Temmuz’un sıcağında Amara’nın bahçesindeyiz. Sözler yetersiz kalıyor. Polisler duruşmalarda Biz biliyorduk ifadesini kullandılar. O gün hiçbir önlem almayanlar bugün mezar anmalarımızı yaptığımız esnada geniş ‘güvenlik’ önlemleri alıyorlar. Biz adalet saraylarına sığamadık. Hilvan’da mahkeme görülüyor. Temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamayacağımız bir ortamda mahkeme yapılıyor. Adalet yerini bulana kadar aileler olarak adalet mücadelemiz devam edecek. Buradan ayrıca Suruç davasının tutuklu bulunan avukatlarına selam yollamak istiyoruz” denildi.

SGDF adına yapılan konuşmada “Suruç katliamının 3. yılında yine yoldaşlarımızın ve dostlarımızın mezarları başındayız. Onlar ‘Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz’ diyerek çıktılar yola. Nazegül annemizin, Ece’nin, Büşra’nın, Polen’in, Cebo’nun ve tüm yoldaşlarımızın düşleri yarım kalmayacak. Gençlik adalet mücadelesinden vazgeçmeyecek” diye belirtildi.

ESP adına yapılan konuşmada ise “33 düş yolcusu için adalet mücadelemizi sürdürüyoruz ve sonuna kadar da sürdüreceğiz. Onların düşleri yarım kalmayacak. Bugün yine gözaltına alınan, tutuklanan ve yargılanan katiller değil Suruç aileleri, yaralıları ve yoldaşları. Bizler dün de adalet mücadelesi için alanlardaydık. Bugün de alanlarda olmaya devam edeceğiz” diye kaydedildi.

Anma mezarlığa karanfil bırakılarak sonlandırıldı.

Suruç katliamında hayatını kaybeden 33 Düş Yolcusu Polen Ünlü ve Ezgi Sadet Çekmeköy’deki Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda bulunan mezarları başında anıldı. Anmaya Ünlü’nün ve Sadet’in ailesinin yanı sıra SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı ve ESP İl Başkanı Pınar Türk, ÖTSP, HDP ve DÖB üyeleri de katıldı.

Anmada Suruç şehitlerinin fotoğrafı ve “Suruç için adalet herkes için adalet” yazılı pankart açıldı.

İlk sözü alan SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı sözlerine Suruç şehitlerini anarak başladı. 3 yıl önce Suruç’ta düş yolcularının düşlerinin yarım bırakılmak istendiğini söyleyen Danacı, “SGDF Kobanê’ye halkların yarasını sarmak istediği için vahşi bir katliamla silinmek istendi. Ama hedeflerine ulaşamadılar. Devlet savaş konseptini devreye sokarak neyi hedeflediğini gösterdi” dedi.

Katliamın hemen ardından 33 Düş Yolcusu’nun düşlerinin sokaklarda haykırıldığını vurgulayan Danacı, “Buraya gelerek onlardan güç alıyoruz. Onların düşleri eşitlik, demokrasi, barıştı. Milyonlarca Polen olduk, Cebo olduk, Ezgi olduk. Bu katliam aydınlatılmadan IŞİD’in gerçekleştirdiği diğer katliamlar aydınlatılamaz. Katledenlerden hesap sormak için sokaklarda olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Suruç gazisi Koray Türk ise şunları ifade etti: “Biz mutlaka iyiliğin kazanacağını biliyoruz. Bu mirası, bu mücadeleyi bırakmak zorbanın zulmüne teslim olmak demektir. Polen’in, Ezgi’nin mücadele hatırası ve mirasıyla bu zorbalığa mücadele ediyorsak; eşitlik için, demokrasi için mücadele etmektedir. Mücadele azmimizin kararlılığa mutlaka kazanacağız.”

ESP İl Başkanı Pınar Türk, öfkelerinin, acılarının çok taze olduğunu vurguladı. Türk konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Yoldaşlarımızın yeniye olan inancı da çok taze. Bizler faşizme, diktatörlüğe mücadele edenler; katliamlarla tutuklamalarla her dönem karşı karşıya kalmışlardır. Sevdiklerimizi yitirmek bizi onların düşlerinden geriye düşürmedi, onların bize bıraktığı bayrağı yükseltmek isteğimiz perçinledi. Bugün bu yüzden buradayız. Bu ülkede adalet isteyen ailelerimiz adalete ulaşamadan hayatlarını kaybediyor. Şennur Annemiz de onların bıraktığı yolda mücadele ederken hayatını kaybetti. Şennur Annemiz yoldaşımız olmayı başarabilmiş annemizdir. Bizler acımızı, duygularımızı harmanlayarak yolda yürüyoruz. Adalet bu topraklarda sağlanana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Anma aşkamki Suruç Aileleri’nin Halitağa’daki yapacağı 33 dakikalık oturma eylemine çağrı ile sonlandı. Kitle ardından mezarlıkta bulunan Ankara katliamı şehitlerinin mezarlarını ziyaret etti. Suruç’ta katledilen 33 Düş Yolcusu’ndan Ece Dinç Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarı başında ailesi ve yoldaşları tarafından anıldı.

Anmaya SKM MYK üyesi Ezgi Bahçeci, SGDF MYK üyesi Can Papila, Suruç gazisi Çağla Seven, ESP, ÖTSP, BEKSAV, Anarşist Gençlik ve Öğrenci İnisiyatifi katıldı.

Saygı duruşu ile başlayan anmada SGDF MYK üyesi Can Papila konuştu. Papila, “Suruç katliamın üstünden 3 yıl geçti. Bu sürede sokaklarda, meydanlarda ve adliyelerde adalet demekten vazgeçmedik ve onların düşlerine bağlılığımızı ifade ettik. Bugün bir kez daha 33’lerin düşlerine bağlı kalacağımızı ve onlar için adalet demekten vazgeçmeyeceğimizi hatırlatmak için buradayız” dedi.

SKM MYK üyesi Ezgi Bahçeci ise ‘Gezi’nin çocukları Kobanê’ye gidiyor’ diye yola çıkan gençlerin Suruç’ta katlediğini belirtti.

Bahçeci, “Eğer Kobanê’ye gitselerdi Gezi’nin ruhunu Rojava’ya taşıyacaklardı. Ancak devlet ve IŞİD iş birliği ile katledildiler. Ama katiller amacına ulaşamadı. 33 Düş Yolcusu Gezi’den Rojava’ya kardeşlik köprüsü kurdu” die belirtti.

Bahçeci, “Gençlik her yıl 20 Temmuz’da adalet arayışında birleşiyor. Biz geride kalanlar bu mücadeleyi devam ettiriyoruz ve katliamın hesabını sormaya kararlıyız. Ece hem Gezi’de hem de mücadelenin farklı alanlarında yer aldı. Bizde ondan ve kararlığından güç alıyoruz. ESP ve SKM olarak onların düşlerini büyüteceğimize ve katillerinden hesap soracağımıza söz veriyoruz” diye konuştu.

Anarşist Gençlik adına söz alan Nergis Şen ise “Ece’yi Kadıköy sokaklarından iyi tanırız. 33 kişinin kavgası kavgamız ve mücadeleleri mücadelemizdir” dedi.

Anma Ece Dinç’in sevdiği ezginin dinletilmesi ile sona erdi.

Suruç katliamında hayatını kaybeden anarşist Vatan Budak, Gaziosmanpaşa Karlıtepe Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı.

Anmaya Vatan Budak’ın ailesi, Suruç yaralarıları ve HDP, ESP, DAF katıldı. Anma saygı duruşu ile başladı. Saygu duruşunun ardından Vatan Budak’ın arkadaşı Caner Dağdelen konuştu. Dağdelen, “Oyuncaklarla gittiğimiz Suruç’ta patlamayla karşılaştık. Ambulanstan önce sivil polis araçlarıyla zırhlı araçlar vardı. Hepimizi birden katletmekti amaçları. Yetmedi yaralılarımızı ve tanıklarımızı sonrasında cezaevlerine attılar. Bizler mücadele sözü veriyoruz. Bizleri baskılarla yıldıramayacaklar” diye belirtti.

HDP İl Yöneticisi İlkay Oflaz ise “Bizleri baskıyla zorla yıldırmaya çalışıyorlar. Bizleri katledelerek, gözaltı ve tutuklamalarla yıldıramadılar, yıldıramayacaksınız” dedi.

Suruç’ta yaralanan Yasin Can da devrim şehitlerini anarak konuşmasına başladı. Can, “Şimdi Fırat arkadaşın mezarı başındayız. Ancak ölmüş olan o ve yoldaşları değildir. Barbar DAİŞ çeteleri ve işbirlikçileridir. Peki niye bize kıydılar. Çünkü çok iyi biliyorlar ki gençler bir olduğunda onların saltanatının sonu olacaktır. İşte bu yüzden Türkiye’nin batısından gelip Ortadoğu’da, Rojava’ya kurulacak olan bu köprüyü bombaladılar. Fırat arkadaş huzurunda 33 Düş Yolcusu’nun izinde olduğumuzu yineliyoruz. Zafer bizlerin olacak” diye konuştu.

ESP’li Zeynep Gerçek, SGDF’nin ‘beraber savunduk beraber inşa edeceğiz’ şiarıyla başlattığı kampanya kapsamında İstanbul’dan Ankara’ya Antalya’dan Amed’e Sinop’a kadar pek çok şehirde yankı bulduğunu ifade etti. Gerçek, “Gezi’nin genç ruhunu Kobanê’deki genç ruhla birleştirmek, oradaki mücadeleye, kadın devrimine tanıklık etmek, onlarla dayanışmak, bir nebzede olsun bir su taşımak için SGDF’li gençler Kobanê’ye gittiler. Maalesef Suruç’ta Amara Kültür Merkezi’nde 33 Düş Yolcumuz IŞİD çeteleri tarafından katledildi” diye belirtti. Katliamın üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen davada bir adım yol katedilemediğini ifade eden Gerçek, “Bu katliamın üzeri diğer katliamlar gibi örtülmek isteniyor. Bizler sosyalistler olarak, genç sosyalist kadınlar olarak Vatan Budak’ın mezarı başında Vatan Budak’a ve yoldaşlarına bir kez daha söz veriyoruz. Dün olduğu gibi bugünde yarında adaleti haykırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Vatan Budak’ın babası Murat Budak ise “33 Düş Yolcusu’nun bize bıraktığı bayrağı yoldaşlarımız yere düşürmedi. Bu mücadele 3 yıldır sürüyor. 3 yıl değil 33 yıl olsa da biz katillerin peşinde olmaya devam edeceğiz. Aslında katilleri çok iyi tanıyoruz. Katledemedikleri yoldaşlarınızı gözaltına alarak geri adım atacağımızı zanneden faşist hükümet bir kez daha yanıldığını, bugün Türkiye ve  Kürdistan’da yaptığımız anmalarla gösterdi” dedi. Budak, “Çünkü biz haklıyız çünkü biz halkız. Halkı hiç bir güç yenemez. Bunu da onlara öğreteceğiz. Vatan şahsında 33 Düş Yolcumuzun bize bıraktıkları  emaneti sahipleneceğiz. Onların düşlerini yarım bırakmayacağız. Hiçbir düş yarım kalmayacak. Suruç için adalet herkes için adalet” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

SURUÇ

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz” şiarı ile Kobanê’ye gitmek için yola çıkan ve Suruç Amara Kültür Merkezi’nde IŞİD tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda katledilen 33 Düş Yolcusu katledildikleri yerde anıldı.

Katliamın 3. yılı dolayısıyla İstanbul başta olmak üzere bir çok ilden Suruç şehitlerinin aileleri ve yoldaşları Suruç’a geldi. Amara Kültür Merkezi’nin etrafını bariyerlerle kapatan özel harekat polisleri ve çok sayıda sivil polis, zırhlı araçlarla ilçenin dört bir yanını sardı. Urfa Valiliği ve Suruç Kaymakamlığı’nın talimatı ile ilçeye giriş çıkışlar kapatıldı. Suruç’a ulaşan aileler ve anmaya katılmak isteyenler önce ‘Giriş yasak’ denilerek ilçeye alınmadı. Daha sonra 3 ayrı noktada GBT kontrolü yapılarak ilçeye girdiler.

HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, Nusrettin Maçin, İzmir Milletvekili Murat Çepni, ESP MYK üyesi Suat Çorlu, SGDF MYK üyesi Deniz Bahçeci, ÖGK üyesi Helin Yılmaz, DTK Eşbaşkanlık Divan Üyesi Ruken Kılıç, Dilek Aksan, Hüseyin Kaya, Urfa Barış Anneleri, HDP, DBP İl ve ilçe yöneticileri, Suruç aileleri ve gazileri Amara Kültür Merkezi’ndeki anmaya katıldı.

Anma 33 Düş Yolcusu anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Suruç şehidi Hatice Ezgi Sadet’in babası Ali Sadet, “Tam 3 yıl önce bu bahçede 20 yaşındaki kızım katledildi. Bir duvarın dibinde kızım ağır yaralandı. Kızım gibi diğer insanlar duvar dibinde yardım beklerken gaz ve mermi sıkan, bunun emrini veren güvenik güçleri şimdi vicdanen rahat mı?” diye sordu.

Baba Sadet, “20 yaşındaki kızımın ölümünü bekleyenler vicdanen çocuklarına bakabiliyorlar mı? Kızlarına bakıp ‘Ben senin gibi birinin ölümüne neden oldum’ diyebiliyorlar mı? Başlarını yastığa koyduklarında ne düşünüyorlar? O genci hastaneye neden götürmedim diye soruyorlar mı? O görevliler çocuklarının yüzüne nasıl bakıyor?” diyerek vicdan olmadığı sürece bu katliamların tekrarlanacağını belirtti.

Sadet, “O görevlinin illaki annesi, babası ve evladı vardır, sadece onlara sormak istiyorum. Vicdanen rahat mısınız?” diye konuştu.

Ardından konuşan HDP İzmir milletvekili Murat Çepni, “33 gencimiz barbar IŞİD çeteleri tarafından katledildi. Acımız o gün kadar taze o gün ki kadar büyük” dedi.

Çepni, “Bugün yoğun güvenlik önlemeleri altında buraya geldik ama o gün katil ellini kolunu sallaya sallaya yoldaşlarımızın için de kendini patlattı. Katillerden hesap sormak için ‘Suruç için adalet herkes için adalet’ demeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Çepni, 33 Düş Yolcusu’nun aileleri ve yoldaşları olarak 3 yıldır mahkeme salonlarında adalet aradıklarını ifade ederek “Gerçek katiller ortaya çıkana kadar hesap sormaya devam edeceğiz” diye belirtti.

HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ise Suruç katliamı ile birlikte bu coğrafyada insan yaşamın kıymetinin bir kez daha ortadan kaldırıldığını belirterek adalet mücadelesinin devam edeceğini söyledi.

Suruç şehitlerine atfen “İşitilmeyen ölüm ölümdür, işitilen ölüm ölümsüzlük” diyerek konuşmasına başlayan  SGDF MYK üyesi Deniz Bahçeçi, “Onlar ölümsüzlüğü seçtiler. Güneşe gömüldüler. Yüzlerce genci bu bahçede buluşturan devrime olan inanç, bağlılık ve Kobane halkıyla dayanışma isteğiydi” dedi.

Barbar IŞİD çeteleri tarafından burada 33 sosyalistin katlediğini hatırlatan Bahçeci, “33’lerin her biri bu bahçede bize bakıyor. Geldiğimizi biliyorlar. Aynı öfke, acı ve kararlılıkla 3. yılında burada olduğumuzu biliyorlar. Polen’nin, Ezginin, Cebo’nun, Keke’nin inancı olup mücadeleyi sürdüreceğiz. Gençlik katliamlarla  baskılarla yılmadı, yılmayacak. Kavganın olduğu her yerde SGDF olacak. SGDF’nin olduğu her yerde umut dimdik ayakta olacak” dedi.

ÖGK adına konuşan Helin Yılmaz ise “Bugün bu bahçede olmak gerçekten zor. Bugün bu bahçede olmanın verdiği zorluk aslında buraya kadar bizi getiren o sorumluluk duygusu. Üzerimizde ‘onların  düşlerini yarım bırakmayacağız’ sözünün sorumluluğu” diye belirtti.

Yılmaz, “Yoldaşlarımızın amacı sadece Kobane’ye geçmek değildi. Onlar burada da mücadele ediyordu. Onların bu dünyayı güzelleştirmek gibi bir düşleri vardı. Bizde onlara buradan söz veriyoruz: Hiçbir düş yarım kalmayacak. Onların izinden zafere yürüyeceğiz” dedi.

ESP MYK üyesi Suat Çorlu, Suruç’ta 33 düş yolcusunun katledilmesinden 3 ay sonra Ankara’da 109 kişinin katledildiğini söyledi. Çorlu, “Suruç katilinin abisinin Ankara’da katliam yaptığına dikkat çeken Çorlu, “3 yıldır adalet mücadelemizi sürdürüyoruz. Adalet mücadelemiz sadece 33 yoldaşımız için değil bu coğrafyada yaşamını yitirmiş olan herkes içindir” dedi. “Partimiz özel olarak hedef seçildi” diyen Çorlu, “Ankara katliamında da yine orada bulunan sosyalistlerin katledilmesi hedeflendi” diye konuştu.

Son olarak konuşan Yüksel direnişçisi Veli Saçılık ise “Bu gençlerin katledildiği yerde konuşmak zor” diyerek şöyle devam etti: “Oysa onların düşü sınırların ötesine geçti. Onlar sınırsız bir dünya düşüyle Kobane’de ki halkla dayanışmak için gittiler. Sınırsız ve sömürüsüz bir dünya isteyenler IŞİD’i üzerimize saldırttı. Bu bir IŞİD katliamı değildir, IŞİD’in üzerimize saldırtılmasıdır.”

Amara Kültür Merkezi’nde gerçekleşen anmanın ardından Osman Çiçek ve Kasım Deprem’in Suruç’ta bulunan mezarlarına gidildi.

AMED

Suruç’da 20 Temmuz 2015’te katledilen 33 Düş Yolcusu Diyarbakır’da yapılan etkinlikte anıldı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) ve Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) tarafından Mimarlar Odası Diyarbakır Şube binasında gerçekleştirilen anmaya Eğitim-Sen, 78’lieler Derneği, ÖSP, Keskasor LGBT, DBP, HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Katliamda yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından konuşan ESP Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Karakaya, Suruç’ta 33 Düş Yolcusu’nun kanlarının bir birine karıştığını söyledi. Gençlerin elinde bomba ve molotof olmadığını, oyuncaklarla geldiklerini söyleyen Karakaya, 33 gencin korunmadığı için katledildiğini belirtti.

Suruç’ta yaşamını yitiren gençlerin katledildiği yerde çiçeklerin de koparıldığını ifade eden Karakaya, “Bu nasıl bir zihniyettir gençlerin ölümü üzerinden bir yaşam inşa ediyor. Kobanê’de bir özgürlük devrimi oldu; bu devrim sadece Kürtler için değil dünyada yaşayan bütün insanlar içindir. Orada enternasyonal bir oluşum var ve bütün halkların yararınadır. Rojava devrimi aynı zamanda emperyalist güçlerin çıkarlarına ters düşen bir devrimdir bunun yaratmış olduğu atmosfer ve halklara vermiş olduğu bir özgürlük mesajı vardı. Ne yazık ki Suruç’a vardıklarında hiçbir güvenlik gücü bulunmamaktaydı Kobanê’ye dair basın açıklaması yaptıkları sırada DAİŞ tarafından gerçekleştirilen insanlık dışı eylemde 33 genç fidanımız yaşamını yitirdi, onların düş yolcuğu sonuçsuz kalmayacak” diye konuştu.

HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin ise Kobanê devriminde IŞİD saldırılarından dolayı zarar gören Kobanê halkına yardım etmek için Suruç’a gelen 33 kişinin düş yolculuğunun ölümle sonuçlandığını ifade etti. Ortadoğu’da özgürlük isteyenlerin büyük bedeller ödediğini kaydeden Maçin, “33 sosyalist genç Kobanê’ye gitmek için Suruç’a gelmişlerdi. Kobanê’ye gidemediler ama onların göstermiş olduğu irade ve fedakârlık bu gün Kobanê’de yeni bir yaşamın filizleniyor. Yaşamını yitiren 33 kişi de Türkiye’de ve dünyada bu eşitlik ve özgürlük için canlarını verdi. Nerede bir yeni yaşam talebi varsa bunun için bir mücadele veriliyorsa sistemler orayı baskılamaya çalışıyor. Bu yüzden AKP erken seçim sürecinde Suruç’ta yeni bir katliama daha imza attı. Ama nerde zulüm varsa orada yeni bir yaşamın yeşereceği kesindir. En büyük mücadele daha yeni başlıyor, mutlaka başaracağız” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından Veysel Özdemir ve Nazlı Akyürek, mezarları ziyaret edildi. Burada ailelerin katılımıyla anma yapıldı, mezarlara karanfil bırakıldı.

İZMİR

Gençlik Örgütleri, Suruç katliamının 3. yılı dolayısıyla  33 Düş Yolcusu’nu Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde andı. “Suruç için adalet herkes için adalet” pankartının açıldığı anma, saygı duruşu ile başladı.

Anmada konuşan SGDF MYK Üyesi Alev Özkiraz, “Bundan 3 yıl önce ‘beraber savunduk beraber inşa edeceğiz’ diyerek başlattığımız kampanyanın çalışmasını ülkenin her tarafında ördük. Amacımız Kobanê’deki çocuklara oyuncak götürmek, onların sevincine ortak olabilmekti. Gezi’nin çocukları ile Kobane’nin çocuklarını buluşturmaktı amacımız. Gezi nasıl toplumun uyanışını simgeliyorsa Rojava devrimi de öyleydi. Bu iki uyanışa köprü olmak istedik” dedi.

Suruç katliamının üzerinden 36 ay geçtiğini hatırlatan Özkiraz, “Faillerin yargılanması bir yana dursun bizlerin yargılandığı, tutuklandığı 3 yıl geçirdik. Suruç gazilerimiz Ali Deniz Esen, Ceren Çoban ve birçok yoldaşımız hala tutuklu. Suruç katliamı oluşturulmak istenen tek adam rejiminin ilk ayağı ve başlangıcıdır” diye belirtti.

HDP İl Eşbaşkanı Semra Uzunok ise Diyarbakır’dan Suruç’a, Suruç’tan Ankara’ya yaşanan tüm katliamların hesabının sorulacağını vurgulayarak adalet talebinde bulundu. Devrimci dayanışma ile faşist düzenin son bulacağını belirten Uzunok, Suruç’ta gösterdiğimiz pratiğin tüm katliamlarda gösterilmesini istedi.

Gençlik örgütleri adına konuşan Yaren Delipalta da Suruç katliamının ülkenin savaş konseptiyle yönetilmeye başlamasının dönüm noktası olduğunu söyledi. Muhalif seslerin kısılmaya çalışıldığını, hiç bir katliamın aydınlatılmadığını ve demokratik bütün haklara saldırıldığını ifade eden Delipalta, yine de eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini sözlerine ekledi.

Katliamın başta SGDF’liler olmak üzere Türkiye devrimci gençliğine yapıldığını söyleyen Delipalta, “33 Düş Yolcusu’nun eşit ve özgür bir dünya kurma hayallerini yerine getirmek bugün hepimizin boynunun borcudur. Kampüslerden sokaklara acımızla öfkemizle direncimizle hep birlikte mücadele etmekten başka bir çıkış yolumuz yoktur. Bugün buradaki kalabalık dosta güven düşmana korku salsın hep birlikte 33 Düş Yolcusu’na bir kez daha söz verelim. Hiç bir düş yarım kalmayacak” şeklinde konuştu.

Basın açıklamasının ardından İzmir Müzisyenler Derneği ve İzmir Yeni Kapı Tiyatro topluluğunun gösterimi gerçekleşti. Ardından Suruç’ta katledilen 33 kişinin isminin yazıldığı 33 balon gökyüzüne bırakıldı.

MUŞ

Suruç katliamında yaşamını yitiren 33 düş yolcusundan Serhat Devrim, Evrim Deniz Erol, Med Ali Barutçu Muş’taki mezarlarıbaşında anıldı. Anmaya, SGDF üyeleri, Suruç aileleri, HDP Muş İl Yöneticileri ile HDP Muş Milletvekili Mensur Işık katıldı. Saat 11.45’te saygı duruşuyla başladı. Anmada konuşan SGDF MYK üyesi Beren Atıcı, Suruç katiamında kendisinin sağ olarak çıktığını belirterek “Eğer bugün o katiamdan sağ kurtulduysam, bunu buradaki yoldaşlarıma borçluyum. Bizler Kobanê’ye yardım etmeye, el uzatmaya gidiyorduk. Düş yolcularına bir kez daha herkesin önünde söz veriyoruz. Onların düşleri gerçek kılacağız. Suruç’un hesabını soracağız. Adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

HDP Muş Milletvekili Mensur Işık ise “Suruç katliamının üzerinden 3 yıl geçti ve hala failleri bulunamadı. Bu da bizde soru işaretleri yaratmakta. Roboski gibi Amed mitinginde olduğu gibi failler ve bunlara lojistik destek veren ilişkileri bulunmadı, katliamlar aydınlatılsaydı Türkiye aydınlık bir geleceğe kavuşacaktı” diye konuştu.

VAN

Suruç katliamında yaşamını yitiren sosyalist gençlerden biri olan  Yunus Emre Şen (Keke) Van’daki mezarı başında anıldı. SGDF’nin çağrısıyla yapılan anmaya HDP, DBP, ESP, DBP ve SKM katıldı. Saygı duruşunun yapıldığı anmada, “33 Düş Yolcusu’nun ezilen  halklara bıraktığı bayrağı onurla taşımaya devam edileceği” belirtildi. Anma etkinliği Keke’nin mezarına 33 karanfil bırakıldıktan sonra sona erdi.

HAKKARİ

Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde Suruç katliamında hayatını kaybeden İngilizce öğretmeni Süleyman Aksu mezarı başında anıldı. Aksu’nun bugüne kadar 5 kez saldırıya uğrayan Orman Mahallesi mezarlığındaki kabri ailesi tarafından çiçeklerle donatıldı. Oğlunun mezarı başında ağıt yakan anne Kudret Aksu, zarar gören mezarlığı göstererek bu vicdansızlığa isyan etti. Anne Aksu, ülkenin pek çok farklı noktasında düzenlenen anma programlarına katılanlara da selam gönderdi.

MARDİN

Suruç katliamında yaşamını yitiren Emrullah Akhamur ve Murat Yurtgül’ün Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde bulunan mezarı başında anma etkinliği düzenlendi. SGDF üyeleri ve Suruç ailelerinin katıldığı anma saygı duruşu ile başladı. Murat Yurtgül’ün annesi Şemse Yurtgül, “Katliamın üzerinden 3 yıl geçti ve hala adalet yok. Bizim çocuklarımızın elinde sadece oyuncaklar vardı. Onlar bu oyuncakları oradaki çocuklara götürecekti. Ama çocuklarımızı katlettiler. Biz hakkımızı helal etmiyoruz.” dedi.

ADANA

Suruç katliamının 3. yılı dolayısıyla ESP Adana İl binasında basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, katliamın istihbarat bilgisinin olmasına rağmen önlem almayanların katliamın duyulmaması için yasağın getirdiği belirtildi.

Suruç dosyasına koyulan gizlilik kararına değinilen açıklamada, katliamda sorumluluğu olan Suruç İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal’ın 7 bin 500 TL para cezası verilerek ödüllendirildiği, Komiser yardımcısı Ahmet Oğuz Davarcı ve polis memuru Ali Koçak’ın ise ‘görevi kötüye kullanmak ve ihmal’ nedeniyle yargılandıkları davanın devam ettiği belirtildi.

Açıklamada, MİT ve İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğu olduğunun sanık ifadelerinde bir kez daha ortaya çıktığı ancak ifadelerde isimleri geçen üst düzey yöneticiler hakkında soruşturma bile açılmazken Suruç gazilerinin tutuklama ve gözaltı saldırıları ile yıldırılmaya çalışıldığı vurgulandı.

“Yıkılmış bir kentin yaralarını sarmaya giden 33 düş yolcusunu anmak suç değil onurdur. Sonucu ne olursa olsun onların yarım bıraktığı düşü tamamlamak boynumuzun borcudur” denilen açıklamada katiller cezalandırılıncaya kadar adalet mücadelesini devam edeceği belirtildi.

MANNHEİM

Almanya’nın Mannheim kentinde katliamın 3. yıl dönümü vesilesiyle AGİF, SKP, YS, ATİF, ADHF, Devrimci Parti, HDK Mannheim ve Demokratik Kürt Toplum Merkezi ortak anma düzenledi. Anma etkinliğinde konuşan Deniz Baran, Suruç’u anmanın Rojava devrimini savunmak anlamına geldiğini belirtti. Katliam sırasında polisinin yaralılara yardım edenlere saldırdığını hatırlatan Baran, IŞİD ve AKP/Saray işbirliğine dikkat çekti. Diğer kurum temsilcilerinin konuşmalarının ardından Suruç ile ilgili Almanca bildiri okundu. Anma etkinliği “Şehit namirin” sloganları ile sona erdi.

STUTTGART

Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu’nun (AvEG-Kon) yaptığı çağrıyla Almanya’nın Stuttgart kentinde Suruç katliamında yaşamını yitiren 33 Düş Yolcusu sokak etkinliği ile anıldı.

Stuttgart’ın en işlek caddesi Königtraße’de yapılan anmayı, Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF), Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) ve Tutsakların Sesi Platformu (TSP) düzenledi.

33 Düş Yolcusu’nun fotoğraflarının bulunduğu pankartın açıldığı anma saygı duruşu ile başladı. Anmaya Suruç katliamının tanığı gazeteci ve yazar Mehmet Lütfü Özdemir, HDK Almanya Eşsözcüsü Aynur Karakaya, NAV-DEM, ADHK ve Partizan temsilcileri katıldı. Etkinliğe MLPD ve ATİK mesaj gönderdi.

Eylemde AGİF’in yaptığı “Katliamın 3. yılında unutma, unutturma” başlıklı açıklaması okundu. Açıklamada, “Başta Suruç şehit ailelerimiz olmak üzere, toplumun tüm kesimlerini sarıp sarmalamış olan adalet talebi, sorumluların yargılanması ve hesap sorulması kendisine insanım diyen, ilericiyim, demokratım diyen tüm toplumsal kesimlerin, işçi ve emekçilerin adalet mücadelesini yaşamın her alanına yayması, sokakta haykırmasıyla sonuç alacak ve düşler gerçek olacaktır” denildi.

AGİF adına yapılan konuşmanın ardından Suruç katliamının tanığı gazeteci ve yazar Mehmet Lütfü Özdemir söz aldı. Özdemir, “O gün orada sadece 33 yoldaşım değil orada bulunan 318 Düş Yolcusu paramparça oldu. Yok etmek istedikleri insanlıktı, sevgiydi, iyilikti, adaletti, özgürlüktü, çocukluktu, paylaşmaktı, dayanışmaydı, düşlerimizdi ve umutlarımızdı. Biz her şeye rağmen insan kalacağız. Bizi katletmek isteyen IŞİD zihniyeti aslında devletin ve toplumun ta kendisidir. Kadınlara, LGBTİQ+’lara, çocuklara, hayvanlara ve doğaya düşman olan bu zihniyete karşı mücadelemiz son nefesimize kadar sürecek.” diye belirtti.

HDK Almanya Eşsözcüsü Aynur Karakaya da yaptığı konuşmada, Suruç katliamını lanetledi, 33 Düş Yolcusu’nu andı.

ULM

Suruç katliamında yaşamını yitirenler Almanya’nın Ulm kentinde HDK-Ulm, ADHK, AGİF, ATİF, NAV-DEM ve SYKP tarafından düzenlenen etkinlikte anıldı.

Ulm şehir merkezinde “Suruç için adalet, herkes için adalet” şiarıyla gerçekleştirilen anma saygı duruşu ile başladı. Anmada yapılan konuşmada, “5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da patlatılan ve hemen 2 hafta sonra 20 Haziran’da da Suruç’ta patlatılan bombaların, katliamların, sürgünlerin sonu gelmedi. Katliamlar bizi mücadelemizden alıkoyamayacak. 33 Düş Yolcusu’nun yolundan gitmeye devam edeceğiz” denildi.

KÖLN

Almanya’nın Köln kentinde AvEG-Kon’un çağrısı ile 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’ta ölümsüzleşen 33 Düş Yolcusu anıldı.

Tarihi Dom Kilisesi önünde yapılan anmada, 33 devrimcinin isimleri okunarak saygı duruşunda bulunuldu. Ardından yapılan konuşmalarda Kobanê’ye hastane ve çocuk parkı yapmak için gitmek isteyen gençlerin barbar IŞİD çeteleri tarafından katledildiği belirtildi.

NAV-DEM Köln’ün destek verdiği anmada AGİF, SKB ve Young Stragle adına konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmalarda SGDF’ye yönelik saldırının yalnızca fiziksel değil, özgürlük ve sosyalizm mücadelesine yönelik bir saldırı olduğu ancak bunun başarılamadığı aktarıldı.

Anma, 33 devrimcinin anılarının mücadelede yaşatılacağı sözü verilerek sona erdi.

DEN HAAG

33 Düş Yolcusu Hollanda’nın Den Haag kentinde Parlamento binası önünde VEKSAV, DEM-NED, AvEG-Kon, HTIF, HDK tarafından düzenlenen etkinlikte anıldı.

Suruç’ta katledilenlerin fotoğraflarının bulunduğu pankart asıldı. Saygı duruşuyla başlayan anmada “Suruç için adalet, herkes için adalet” açıklama okundu. Açıklamada “33 Düş Yolcusu’nun düşünü gerçek kılmak için faşizme karşı direnmekten vazgeçmeyeceğiz” denildi.

BORDEAUX

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Bordeaux, Suruç katliamında hayatını kaybedenleri Place de la Victiore da andı. Anmada Suruç şehitlerinin fotoğraflarının olduğu ve “Suruç için adalet, Bacalan, Nice ve Charlie Hebdo için adalet” pankartı açıldı. Eylemde “Katil Erdoğan”, ” Katil DAİŞ”, “Kahrolsun faşist Türk devleti”, “Suruç’un hesabını soracağız” sloganları atıldı. Eyleme Suruç tanığı Ömer Bal da katıldı.

Saygı duruşunun ardından basın açıklaması okundu. Açıklamada, “Kimdi Suruç’ta katledilenler? Kimisi üniversite öğrencisi, kimisi işçi, kimisi öğretmen. Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap, sosyalist, devrimci, anarşist, insan ve kadın hakları savunucusuydu. Gençtiler, yoldaştılar, kadınlardı, dosttular, anneydiler, babaydılar, kardeştiler. Rojava’nın çağrısına uyarak, yeni yaşama ses ve can katmak için yola çıktılar. DAİŞ’ten kurtarılan Kobanê’ye kütüphane ve çocuk parkı inşa etmek, ağaç dikmek, orada inşaatlarda çalışmak, hastanelerde sağlık hizmeti vermek istediler” denildi. Açıklamada “33 Düş Yolcusu’nun düşünü gerçek kılmak için faşizme karşı direnmekten vazgeçmeyeceğiz” diye belirtildi.

ZÜRİH-BERN

Suruç’ta IŞİD saldırısında hayatını kaybeden 33 Düş Yolcusu İsviçre’nin Bern ve Zürih kentinde anıldı. İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu’na (İGİF) bağlı Zürih Eğitim ve Kültür Merkezi’nde yapılan anmada konuşan Suruç gazisi Güneş Erzurumluoğlu, Suruç sürecinin örgütlenmesine dair anılarını ve tanıklıklarını aktardı. Erzurumluoğlu, sosyalist gençlerin can pahasına yürüttükleri mücadelede imkansızlıklara rağmen dayanışmayı büyütmek için yaptıklarını anlatırken duygusal anlar yaşandı.

Bir diğer anma ise İGİF, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB), Tutsakların Sesi Platformu’nun oluşturduğu kurumlar tarafından Zürih Rathausbrücke’de gerçekleştirildi. Buradaki anmada da konuşan Güneş Erzurumluoğlu, “Onlara sözümüz var, düşlerini kurdukları dünyayı inşa edeceğiz” diye konuştu. Kürt Kadın Hareketi adına yapılan konuşmada, devrimcilerin bir araya gelmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekildi. Young Struggle adına yapılan konuşmanın ardından anma sloganlar eşliğinde sona erdi.

Akşam saatlerinde ise Bern kentinde Reitschule alanında gençler tarafından anma etkinliği düzenlendi.

Kaynak: ETHA