15 EKİM 2018 ESP PARTİ MECLİSİ SONUÇ METNİ

Gerçekleştirdiği toplantıda iç ve dış siyasi gelişmeleri tartışan Parti Meclisimizin çıkardığı sonuçlar şunlardır:

Emperyalistler arasındaki rekabet şiddetleniyor

Parti Meclisimiz, emperyalistler arasında güç ve rekabet savaşları sürdüğünü, çıkar ilişkilerine bağlı olarak ABD, AB, Çin-Rusya arasındaki kutuplaşmanın giderek belirgin hale geldiğini saptayarak emperyalistler arasındaki çelişkilerin keskinleşme eğilimine dikkat çekti.

Kapitalizmin varoluşsal krizi koşulları altında Dünya ekonomisinde “inişli çıkışlı durgunluk” seyir izlemektedir. Emperyalist mali-sinai tekellerin krize çözüm olarak gördüğü; merkezileşme, siyasal gericileşme, ırkçılık, şovenizm, faşizmin geliştirilmesi ve savaşlar insanlığı yıkıma sürüklemektedir. Dünyada devrimci olanakların artması nedeniyle, emperyalistler devrimin gelişme imkanlarına karşı karşıdevrimi güçlendirerek duvar oluşturmaya çalışmaktadır.  Dünyada ezilenlerin Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar her yerde hakları için mücadeleye atıldığı görülmektedir. Fransa’da yapılan genel grevler, Almanya’da yüzbinlerin katıldığı ırkçılık karşıtı gösteri bu bağlamda anlamlı bir yer tutmaktadır.

Dünya’da siyasi gericileşme eğiliminin artışına koşut olarak erkek egemenliği de gelişmektedir. Devletlerde ve toplumlarda kadınların aşağılanmasından, taciz ve tecavüze kadar pek çok saldırı ile  kadın düşmanlığı örgütleniyor.

Gelişmeler önümüzdeki süreçte rekabetin yerel ve bölgesel düzeyde şiddetlenme eğilimine işaret ediyor. Emperyalist rekabet Ortadoğu’dan sonra Kafkasya  bölgesine doğru kaymaya adaydır.

Kapitalizm, varoluşsal krizi aşma dinamiklerinden yoksundur. Emperyalistlerin krizi savaş ve yıkımla aşma dışında bir seçeneği yoktur. İşçi sınıfı ve ezilenlerin krizden kurtuluş seçeneği de devrimdir. Dünya devrimci imkanların biriktiği magma halindedir.

Ortadoğu rekabet ve çelişkilerin odak noktası olmaya devam ediyor

Ortadoğu emperyalistler arasındaki hegemonya mücadelesinin odak noktası olmaya devam etmektedir. ABD’nin öncelikli hedefi bölgede İran’a karşı oluşturulan tecrit, kuşatmayı arttırmak. Fakat İran, Rusya’nın ve kısmen AB’nin de desteği ile tecrit politikasında gedikler açmış bulunmakta. Keza Suudi gericiliğinin Yemen halkına yönelik katliamcı politikaları devam etmekte.

Rusya, Suriye iç savaşından güçlenerek ve inisiyatif kazanarak çıktı. Rusya, Türkiye ile İdlib üzerinde yaptığı anlaşma ile Türkiye’nin çeteleri silahsızlandırması politikası izliyor. Buna karşılık Türkiye’nin politikası ise çeteleri başka isimler halinde toplayarak, TSK’nın doğrudan güdümüne sokarak Rojava üzerine saldırma planı yapmakdır. Efrin’de yaptığını emperyalist güç dengelerini yanına çekerek burada da yapmak istiyor. Türkiye G. Kürdistan üzerinden de ulusal demokratik hareketi tasfiye planları yapmaktadır. Askeri işgal ve saldırılar bu planın devrede olduğunu gösteriyor. Kürt halkının kazanımlarının ortadan kaldırılması ve devrimin ezilmesi Türkiye’nin temel politikasıdır. Parti meclisimiz işgal ve savaş politikalarına karşı özgürlük ve demokrasi güçlerinin, Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırma, işgal politikasına karşı ortak ve birleşik bir tutum geliştirilmesini dönemin temel görevleri arasında değerlendirmiştir.

  1. Kürdistan, Irak, İran’da baş gösteren yerel isyanlar şu veya bu emperyalist kışkırtmaların bir sonucu olarak değil, krizin bu ülkelerde yarattığı sonuçlardır. Petrol zenginliğinin kaynağı topraklarda; ekonomik krizin yarattığı sonuçlara karşı gelişen isyanların, önümüzdeki süreçte sınıfsal, ulusal, mezhepsel çelişkilerle iç içe geçmiş bir biçimde değişik düzeylerde sürmesi kuvvetle ihtimaldir.

Geleceği faşizmle özgürlük arasındaki mücadele belirleyecektir

Türkiye’de iç politika iki ana eksen ve odak arasında süren bir mücadele ile karakterize oluyor.  Birinci odak, Saray’da ifadesini bulan faşist cephedir. Egemen sınıfların kendi arasında çelişkileri olmakla birlikte, sistemin ve rejimin politik İslamcı faşist karakterinin sürdürülmesi konusunda hem fikirdirler.  AKP/MHP’nin merkezinde yer aldığı faşist blok aralarındaki çelişkilere rağmen tüm imkan ve enerjisini Kürt halk hareketini, devrimi ezme üzerine kuruyor. Tüm düzen partileri aralarındaki çelişkilere rağmen Kürt devrimine karşı birleşiyorlar. Ordu ve polisin stratejisi,  tüm konumlanması ve hazırlığı toplumsal ayağa kalkışı ve devrimi kentlerde ezme üzerinedir. İç ve dış basınçla rejimin esneyeceği şeklindeki beklentiler kitlelerin mücadele isteğini törpülemekten başka bir rol oynamaz. Dolaysıyla faşizmin yıkılması dışında bir seçenek yoktur.

Saray, ABD ve AB ile ilişkilerinde güvenceler vererek, yakın sürece kadar gerilimli olan  ilişkilerinde gerilimi azaltma politikası izledi. ABD ve Almanya ziyaretlerinin, rahip Brunson’un serbest bırakılmasının bunda payı var. Bu ziyaretler Türkiye’nin mali-ekonomik sömürgeleşme sürecini derinleştiren bir rol oynamıştır. Türkiye’de rejim krizi aşılması bir yana giderek ağırlaşmaktadır.

İkinci odak, HDP/HDK’nin başını çektiği demokratik odaktır. Faşist rejim, bu odağı dağıtmak, iradesini kırmak ve halk hareketinin gelişme, örgütlenme imkânlarını engellemek istiyor. Önümüzdeki süreç bu iki cephe arasında sürecek mücadelenin sonuçları tarafından belirlenecektir. Yerel seçimlere doğru HDP’ye yönelik saldırıları buradan da ele almak gerekir. Seçim süreçleri bu odağın genişleme imkânlarını açığa çıkarsa da henüz ezilenlerin tüm kesimlerini kapsayan ve önderlik eden bir pozisyona ulaşamamış olması temel bir sorun olarak duruyor.

Yaklaşmakta olan yerel seçimlerde AKP/MHP faşist bloku,  HDP’yi saf dışı bırakarak, kayyum politikasını sürdürerek halklarımızın birleşik mücadele imkânlarını sınırlamak, irade kırma yoluyla faşist rejime toplumsal meşruiyet yaratma arayışındadırlar. Partimiz, seçimlere ve ittifaklara sokağın, mücadelenin büyütülmesi perspektifi ile yaklaşmaktadır.

Ekonomik- mali krizin sonuçları giderek ağırlaşıyor. Saray, uluslararası mali çevrelere güvence vererek sermaye akışını sağlamak için McKinsey ile anlaşma yaptı. Anlaşmaya karşı gelişen tepkiler sonucu McKinsey ile anlaşmayı iptal ettiler. Fakat YEP ve “Enflasyonla Topyekün Mücadele Programları” IMF’siz IMF’dir. Mali sömürgeciliğin derinleşmesidir. Anlaşma iptal edilmiş olabilir ama mali sermayenin programı uygulanıyor. Bunun ortaya çıkaracağı sonuçlar ise, batan şirketlerin, bankaların kurtarılması, dışarıdan gelen paranın yandaş sermaye gruplarına aktarılmasıdır. İşçi kıyımlarının kitleselleşmesi, açlık ve yoksulluğun artması, ücretlerde aşırı düşüş ve ekonomik terör önümüzdeki süreçte artarak devam edecektir.

Partimiz ekonomik krizin halk üzerindeki yıkıcı etkilerine, sömürüye ve faşizme karşı mücadelenin örgütlenmesini sürecin temel bir görevi olarak belirlemiştir. Saray, krizden şirketleri ve bankaları kurtarma planı hazırladı. Krizin şiddetinin en az iki yıl süreceği beklentisi içerisindeler. Krizi halkın üzerine yıkma planı önümüzdeki dönem kitle hareketinin, işçi direnişlerinin gelişme ve yaygınlaşma dinamiklerine dikkat çeker. Fakat aynı zamanda kriz koşulları altında yoksullaşan kitlelerin, ırkçı ve şoven bilincin etkisi altında karşı devrimin yedek ordusu haline gelme tehlikesini önemsemek gerekmektedir.

Partimiz önümüzdeki sürecin faşizme karşı direnişin süreceği rejimin siyasi ve ekonomik krizden çıkış imkânlarının giderek daralacağı bir süreç olacağını değerlendirmiş,  faşizmle halk arasında, devlet halk çelişkilerinin keskinleşmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştır.

Partimiz tüm dikkatlerin, ekonomik, siyasi ve toplumsal çelişkilerin derinleşmesi ile harekete geçen kitlelerin örgütlenmesi ve birleşmesi üzerine yoğunlaştırmak gerektiğini, partimizin krize karşı yürüttüğü çalışmanın devam etmesini önemsedi. Bir yandan krize karşı mücadele ederken diğer yandan giderek çubuğu kitlelerin örgütlenmesine bükmek, direniş ve grevlerle daha etkin etkileşim kurmak, direnişlerle ve grevlerle özdeşleşmek, işçi havzalarında, fabrikalarda ve semtlerde kriz karşısında arayış içinde olan geniş kitleleri, toplumsal kesimleri bir araya getireceğimiz ortak platformlar, meclisler ve komitelerde birleştirmenin ertelenemez bir görev olduğunu belirledi.

Partimiz hapishanelerde saldırıların giderek arttığını, faşist rejimin devrimi ezmek, halkın ve devrimcilerin iradesini kırmak için özel bir zindan politikası izlediği, önümüzdeki süreçte tutsaklara yönelik saldırıların artacağını vurguladı. Bu nedenle tecride ve zindanlardaki saldırılara karşı duyarlılığımızı artırma görevini önüne koydu.

Saray faşizmi, ülkeyi zindana çevirmesi yetmezmiş gibi her yerde hapishane inşaatlarına hız veriyor, yeni hapishaneler açıyor. Diğer yandan çete gruplarına af getirilmesini tartışıyor. MHP’nin ileri sürdüğü çetelere af planı üzerinde ortaklaşma sağladılar. Gazetecilere, aydınlara, yazarlara, siyasi tutsaklara, devrimcilere cezalar yağdırılırken faşist mafya çetelerinin serbest bırakılmak istenmesi rejimin karşı devrimci planlarını ele vermektedir. Parti meclisimiz önümüzdeki dönem politik tutsakların özgürlüğü eksenli mücadelenin temel gündemler arasında tutulmasını belirlemiştir.

19 Ekim 2018

Ezilenlerin Sosyalist Partisi