BARIŞ, EŞİTLİK VE ADALET İÇİN DİRENECEĞİZ!

1 Eylül Dünya Barış Günü tüm dünyada olduğu gibi bizim topraklarımızda da kutlanacak. Türkiye ve Ortadoğu halkları başta olmak üzere Dünya halklarının en çok barışa, eşitliğe ve özgürlüğe ihtiyacı var. Bu topraklarda on yıllardır süren kirli savaşla halkların kardeşleşmesi, eşit, özgür ve birlikte yaşamaları hedeflenmiş, türlü yöntemlerle engellenmeye çalışılmıştır. Böl, parçala, yönet politikası bütün siyasi iktidarların vazgeçmedikleri temel politikalarından biri olmuştur.
2017’den 2018’e Saray diktatörlüğünün azgınca saldırılarının hız kesmediği bir dönem oldu. Aynı oranda, işçi ve emekçilerin grevlerine, kadınların direnişlerine, gençlerin barış, adalet ve özgürlük mücadelelerine sahne oldu. Eşitlik ve adalet için direnenlerin, “savaşa hayır” diyerek sokakları terk etmeyenlerin gözaltı ve tutuklama furyasıyla özgürlükleri gasp edildi. Başta Kürt halkının demokratik barış talebi olmak üzere, işçi ve emekçilerin en ufak demokratik hak arayışları, halklarımıza yönelik savaş konsepti içerisinde bastırılarak can feda kazanılan mevzilere saldırılar yoğunlaştı. Bu 1 Eylül’ün de, başta Kürt halkının demokratik hakları olmak üzere, ezilen işçi ve emekçilerin demokratik hakları ve ezilen cinslerin eşitlik talebinden bağımsız ele alınamayacağı da ortada.
İçinde bulunulan kriz, kapitalizmin ve neoliberal politikaların sonucu olarak ortaya çıkmış, kapitalizmin savaş politikalarıyla derinleşmiştir. Halklarımızı işsizliğe ve yoksulluğa sürükleyen, ülkeyi emperyalizmin mali ekonomik sömürgesi haline getiren patronlar ve siyasi iktidar olmuştur. Ekonomik krizin bedelini emekçilere ödetmeye çalışan AKP, diğer yandan yılın en büyük bütçesini ise 40,4 milyar TL ile savaş bütçesine ayırarak bir savaş hükümeti olduğunu 16 yıllık iktidarı boyunca olduğu gibi bu yılda teyit ettirdi. Bütçeyi başta Kuzey Kürdistan olmak üzere, Rojava ve Güney Kürdistan’da yürütülen savaşa aktararak önümüzdeki süreçte nasıl bir politik hat izleyeceğini ortaya koydu. Kürt halkına dönük tarihsel düşmanlığını Efrîn’i işgal ederek, Şengal’i havadan bombalayarak gösterdi. Bizzat devlet eliyle yakılan Dersim ormanlarında savaş ve rant uğruna bir doğa, tarih ve kültür yok edildi. İnsana dair ne varsa siyasi iktidarın saldırısı ve talanı hedefindedir. 700. haftada Cumartesi Meydanı’nda Cumartesi İnsanlarına dönük vahşi polis saldırısı, savaş sopasının adalete, özgürlüklere, vicdana ve insanlığa yöneltildiğinin göstergesidir.
Bugün halklara yöneltilen bu savaş konsepti, halklarımıza yansıyandan daha kapsamlıdır. Dolayısıyla saldırının kapsamı karşısında direnişin de kapsamı genişletilmeli, bu savaş konseptini yerle bir edecek direniş ve birleşik mücadele hattı oluşturulmalıdır.
Bugün demokratik barış talebi; özgürlük, adalet, eşitlik ve vicdan birbirinden ayrı ele alınamaz.
Bugün demokratik barış talebini dillendirmek; eşitlik istemektir.
Bugün barış istemek; adalet istemektir.
Bugün barış istemek; özgürlük istemektir.
Dün olduğu gibi bugünde tüm halkımızı, işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri ve LGBTİ+’ları 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, direnişle kazandığımız mevzileri korumaya, meydanları zaptetmeye, faşizme karşı mücadeleyi yükseltmeye ve kenetlenmeye çağırıyoruz.