Basına ve Halklarımıza

Aylardır gündemde olan depremlere bir yenisi daha eklendi. Merkez üssü #Elazığ olan ve pek çok il ve ülkede hissedilen 6.8 şiddetinde bir deprem yaşandı. Onlarca emekçi yaşamını yitiren, yüzlercesi yaralandı. AKP-MHP faşizminin sözcüleri ise bu yaptıkları çelişkili açıklamalarla bu gerçeğin üstünü örtme telaşında.

Depremler bölgesi olan coğrafyamız aktif fay hatları üzerinde yer alırken ve haklarımız bu durumu defalarca acıyla tecrübe etmişken, Saray Rejimi maddi kaynakları ezilenlerin can güvenliğine değil, sermayeye ve savaşa aktarıyor. Yeşil alanlar yıllarca, yandaş sermayedarlara peşkeş çekilerek gökdelenlere, rezidanslara, AVM’lere dönüştürüldü. İnsanı ve doğayı esas alan bir imar politikası yerine, karı, sömürüyü esas alan kentleşme ve imar politikası izlendi. Depremde toplanma alanları olarak belirlenen araziler yağmalanarak yandaşlara tahsis edildi. 2012 yılında, halklarımızın güvenli ve sağlıklı konutlarda yaşamasını temin etme söylemleriyle çıkarılan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, kısaca kentsel dönüşüm yasası rantsal dönüşüme ve kentsel yıkıma yol açtı. Kanunda sayılan özelliklerde dahi olmayan alanlar Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edilip yapılaşmaya açıldı.

Geçici vergilerle halktan alınan ve deprem fonunda biriktirilen 70 milyar liranın akıbetinin yandaş şirketlerin kurtarılması için kullanıldığını biliyoruz. Sadece iktidarın ve yandaşlarının çıkarına yapılacak olan Kanal İstanbul’un yapımı için kullanılacak miktar 115 milyar lira. İktidarın ekonomik rant ve talan politikalarıyla kent meydanları talan edildi. Gerçek böyleyken olası bir depremde yaşanan ölümün, yıkımın ve acıların sorumluluğu ise doğal afet ve fıtrat denilerek üstlenilmiyor. Oysa öldüren doğa değil kapitalist rant sisteminin ve doğanın talan edilmesiyle ortaya çıkarılan çarpık kentleşmedir.

Depremin yıkıcı sonuçları kaderimiz değildir. Siyasi iktidar ve temsilcileri yaptıkları açıklamayla bu sorumluluğu üzerine açıkça almak istememektedir.
Yaşanan depremlerin ardından ilk harekete geçmesi gereken kurum olan Kızılay’ın başkanının yaptığı ilk iş bağış kampanyası başlatarak kasalarını doldurma çabası oldu. Enerji Bakanı canlı yayında yaptığı açıklamayla ‘her şeyi devletten beklemeyin’ diyor. 2 ay önce TBMM’ye sunulan depremleri araştırma önergesi AKP-MHP faşist bloku tarafından reddedilmesini unutmadık. Halkın can güvenliğinden sorumlu olan devlet yoksullara başınızın çaresine bakın diyor.

Van depreminde evsiz kalan yoksullar hala sokakta, barınma hakkından yoksun durumda. Bu depremden en çok etkilenenler kadınlar ve çocuklar olacaktır. Eksi 12 derecelere kadar düşmesi beklenen hava sıcaklığında emekçiler Hipotermi tehlikesiyle karşı karşıya. Halklarımız soğuğa ve çadırlara mahkum edilmemelidir.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak Elazığ depreminde yaşamını yitiren emekçilerin ailelerine başsağlığı, yaralananlara geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

Tüm emekçi halklarımıza, ezilenlere dayanışma çağrısı yapıyoruz. Göçük altında kalan insanlarımızı arama ve kurtarma çalışmalarına katılalım. Barınma sorunu yaşayacak olan halklarımıza evlerimizi açalım. Dayanışma ile yaralarımızı saralım.

ESP Genel Merkezi
25 Ocak 2020