Basına ve Halklarımıza

Salgın yasaklarla engellenmez
Halk sağlığını güvenceleyen çözümlerle engellenir!

İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamayla Coronavirüs salgının büyük bir hızla yayılmasına karşı önlem olarak salgından en çok etkilenen 65 yaş ve üstü yurttaşlar ile kronik rahatsızlığı olanların ikametlerinden dışarı çıkmalarını, park, bahçe gibi açık alanlarda dolaşmalarını yasakladı. Böylece kısıtlı bir kesime dönük olsa da ilk sokağa çıkma yasağı uygulamaya geçmiş oldu. Ancak işçi sınıfı ve ezilenler bilmelidir ki, bu karar halk sağlığını değil, faşist saray rejimi uygulamalarının adım adım genişletilmesini, giderek bu uygulamalara rıza üretilmesini amaçlamaktadır. Sokağa çıkma kısıtlaması ya da yasağı salgının yayılmasına karşı elbette bir yöntem olarak kullanılabilir. Ancak burada asıl sorun bu aşamaya kadar halk sağlığı adına hangi önlemlerin alındığı, ne tür sağlık tedbirlerinin devreye sokulduğudur. Sermaye sınıfını, patronları kurtarma paketleri açıklanırken işçi ve emekçilerin ise bir yandan evde kalmaya teşvik edildiği öte yandan ise iki yüzlüce iş yaşamına mahkum edildiği bir yerde sokağa çıkma yasağı meşruiyetini de işlevini de yitirir. Rejimin faşist karakteri halk sağlığı adına alındığı söylenen bu kararları da halka karşı gerçek bir tehdit haline getirmektedir.
Salgının yayılma hızını düşürmenin temel yolunun sosyal mesafelenmeden geçtiği söylenmektedir. Bu uğurda okullar tatil edilmekte, kafe, bar, restoranlar kapatılmakta, hatta cuma namazları dahi iptal edilmektedir. Ancak bilindiği üzere en büyük sosyal ortamlar işyerleri ve insanların buralara ulaşmak için kullandıkları toplu taşıma araçlarıdır. Dolayısıyla halk sağlığı için atılması gereken ilk adım, milyonlarca işçi-emekçiye yıllık izinlerine ek olacak bir ücretli izin sağlamaktır. Fabrikalarda, atölyelerde, tezgahlarda, inşaat şantiyelerinde bir arada çalışmak zorunda olan milyonlarca işçi varken, işe gidiş-dönüş saatlerinde toplu taşıma araçları çalışıyorken hangi kısıtlama işe yarar? Bu sömürü çarkının dönmesini gizlemekten ve milyonlarca işçiyi salgının pençesine atmaktan başka ne anlama gelir?
Bu nedenle en gerçekçi çözüm işçi ve emekçilerin ücretli izin hakkını vakit kaybetmeden uygulamaktır. Oysa diğer kapitalist iktidarlar gibi Saray rejimi de bir türlü buna yanaşmamaktadır. Çünkü kapitalist düzende asıl zorunluluk sağlık yaşam değil, sömürü çarkının dönmesidir. Kurtarma paketlerinin halkın kamusal sağlık hizmetlerine, temel gıda ve ihtiyaçlara ücretsiz erişimi yerine şirketlere akıtılmasının sebebi de budur. Bu yüzden, salgın hastalık riski altında olan milyonlarca işçi-emekçiye ücretli izin hakkı tanımadan 65 yaş ve üzerine sokağa çıkma yasağı getirmekteki asıl kaygının halk sağlığı olmadığı açıktır.
Bu yasağın kendi içinde dahi bir mantığı yoktur. Bu insanlar eğer aileleriyle yaşıyorlarsa, çalışmak zorunda olan aile bireyleri ile temasa açık olduklarından, bu yasağın bir anlamı olmayacaktır. Yok, eğer yalnız yaşıyor ve/veya çalışmak zorunda kalıyorlarsa, gerekli kamu hizmetini sağlamadan uygulanacak bir sokağa çıkma yasağı onlar için gelire, temel gıdaya ve temel ihtiyaçlara ulaşamamaları anlamına gelecektir. Virüs salgını yerine açlık tehdidiyle yüz yüze geleceklerdir.
Saray rejimi halkın haklı kaygısını kötüye kullanmaktadır. Halk sağlığı için gereken adımları atmayan kendisiyken, toplumu sahte iç kavgalara sürükleyip hedefi bulandırmakta, sonra da kendi faşist uygulamalarını halka “çözüm” olarak sunmaktadır. Rejim krizi ve kapitalist kriz altında sıkışan Erdoğan, bu salgını da fırsata çevirip kitlelerde yasaklara ve baskıya rıza üretmenin derdindedir. Bu kapsamda 65 yaş ve üstüne uygulanmaya başlanan bu yasağın bir sonraki adımının genel bir sokağa çıkma yasağı olması işten bile değildir. Çünkü o artık sadece OHAL düzeni ile yönetebilmektedir.
Bir kez daha vurgulamak istiyoruz; halk sağlığını önceleyen uygulamaları devreye koymayan, virüs test kitini milyonlarca insana önleyici sağlık hizmeti olarak ücretsiz uygulamayan, işçi ve emekçileri ücretli izine ayırmayan, işten atmaları yasaklamayan, temel gıda ve temizlik ürünlerini ücretsiz dağıtmayan, milyonlarca işçiyi ısrarla çalıştırmaya devam eden bir iktidarın uygulayacağı tedbirlerin hiçbir değeri yoktur. Sokağa çıkma kısıtlaması ya da yasakları halk sağlığını değil, ancak faşist rejiminin ve kapitalist sömürü çarkının güvenliğini esas almaktadır.
Virüs ve sömürü düzeni olan kapitalizm öldürüyor. Bizi yaşatacak olan ise üretimin de, bölüşümün de toplum için, toplum mülkiyetinde ve toplum kontrolünde yapılacağı sosyalizm olacaktır. Bugün salgınla mücadelede ihtiyacımız olan şey daha fazla yasak değil, tüm işçi ve emekçilere yıllık izinlerine ek olarak sağlanacak ücretli izindir, temel gıda ve hizmetlerin tüm halka ücretsiz temin edilmesidir. Bunun ise ancak ve ancak açlık ve salgın tehdidi arasına sıkıştırılmış işçi ve emekçilerin grevi ile elde edilebileceği her geçen gün daha da açık hale gelmektedir.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)
Merkez Yürütme Kurulu
22 Mart 2020