BİZE GÜCÜNÜZ YETMEZ BİZ KAZANACAĞIZ!

Faşist AKP/Saray diktatörlüğünün devrimcilere, demokratlara ve yurtseverlere saldırıları sürüyor. MYK üyemiz Suat Çorlu, Ankara İl Eşbaşkanımız Güngör Didar Gül ve Ankara İl yöneticimiz Hacer Atahan, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyeleri Ali Yılmazer ve Alev Özkiraz ile birlikte Suruç avukatlarından, Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatı Can Tombul bu sabah İstanbul, Ankara, İzmir, Amed ve Antakya’da evlerine yapılan polis baskını sonucunda gözaltına alındılar. Aynı saldırı kapsamında Suruç Katliamı’nda katledilen Yunus Emre Şen adına Mamak’ta açılan Keke Kültür Merkezi de basılarak talan edildi.

2000’lerin başındaki rejim krizi sonucunda burjuva değişim programı çerçevesinde iktidara gelen AKP, bir yandan Kürtlerin ve Alevilerin özgürlük ve statü taleplerini bireysel – kültürel haklar temelinde geçiştirmeye çalışmış, diğer yandan da ABD ve AB emperyalistlerinin mali-ekonomik sömürgeleştirme planlarını harfiyen uygulayarak emekçi sınıfları tekellerin ucuz, güvencesiz ve örgütsüz işgücü deposu ve pazarı haline getirmişti. Ancak Gezi İsyanı, 6 – 8 Ekim Serhıldanı, Rojava Devrimi ve nihayetinde ezilen sınıf ve toplumsal kesimlerin birleşik cephesi olan HDP’nin yükselişi ile birlikte burjuva değişim programı çökünce rejim tekrar varoluşsal bir krize sürüklenmiş, AKP/Saray iktidarı da çareyi politik islamcı faşist burjuva diktatörlüğe evrilmekte ve işçi sınıfına, Kürt halkına, Alevilere ve onların örgütlü güçlerine savaş açmakta bulmuştu. OHAL ve KHK düzenini kalıcılaştırmasının da, Afrin’i hedef alan sömürgeci ve yayılmacı savaş politikalarının da, ırkçılığı, sömürüyü ve dinsel gericiliği “Milletin değerleri” olarak vaaz edip, emek, özgürlük ve demokrasi mücadelelerini ise “terörizm” olarak yaftalamasının da sebebi budur.

Yoldaşlarımız şahsında partimize yönelik gerçekleşen son saldırı hamlesi de, tutsaklara tek tip elbise dayatması da bu sürecin bir parçasıdır. Faşist diktatörlük, kendi bekâsının önündeki en büyük engelin işçi sınıfı ve ezilenlerin örgütlü anti-faşist direnişi olacağını bildiği için, bu potansiyelin kuvveden fiile geçmesini önlemek adına kitlelerin öncü bölüklerine yönelik saldırılarını arttırmaktadır. Ancak ne devrimciler tutuklamak ile biter, ne de özgürlük isteyenlerin isyanı sonsuza kadar baskılanabilir. Sosyalistler olarak üzerimize düşeni yapmaya, yani hem faşizmin cepheden saldırılarına direnmeye, hem de işçi sınıfı ve ezilenler içinde antifaşist direnişi örgütlemeye devam edeceğiz.

ESP Umuttur, Umut Dimdik Ayakta!
Kahrolsun Faşist Diktatörlük, Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ