ERDOĞAN İSTİFA!

Burjuva-faşist iktidarın hırsızlıklarına, hukuksuzluklarına ve yalanlarına karşı yapılan açıklamamız.

Soygun düzenine son!
Erdoğan istifa!

“Milli irade”, “Milli sermaye”, “Milletin partisi” ve “Millet adına” söylemlerini dilinden düşürmeyen, 7 gün 24 saat “Vatan-millet” naraları atan AKP’nin cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın “milli” sicili, ailesi ve yakın çevresi üzerinden yaptığı vergi kaçakçılığına dair belgelerin ortaya saçılmasıyla bir kez daha gün yüzüne çıktı. Seçim dönemlerinde “Milletin adamı” olarak boy gösterenin aslında “vergi cennetinin adamı” olduğu anlaşıldı.
Milyonlarca emekçiye ağır vergiler ödettiren, zenginden az yoksuldan çok alan, kadın, erkek, LGBTİ, çocuk, milyonlarca işçinin-emekçinin alın terini sömüren, zam üstüne zam yağdıran, halka döviz bozdurmayı vatani görev olarak pazarlayan Erdoğan ve onun hükümeti AKP, söz konusu kendileri olunca yurtdışına para kaçırmanın bin bir türlü yolunu buluyor. Daha dün Paradise adlı belgelerle Binali Yıldırım’ın ailesinin milyon dolarları Malta adasına kaçırdığı kamuoyuna yansımıştı. Şimdi de Erdoğan’ın ailesi ve yakın çevresinin adı sanı bilinmeyen küçük bir devlet olan Man Adası’nı vatan eylediği açığa çıktı.
Din ve devlet, vatan ve millet diye diye milyonları sömürüye ikna edenlerin gerçekte din ve iman’ının paradan ibaret olduğu, sermayenin vatanı ve milleti olmadığı, “Bu vatanın bir tek çakıl taşını vermeyenlerin” hırsızlıkta ve sömürüde sınır ötesine kadar uzandığı bir kez daha anlaşılmış oldu böylece.
Onlar, milyon dolarları paravan şirketler üzerinden Offshore hesaplarına aktararak tek kuruş vergi vermezken, asgari ücrete ya da işsizliğe mahkûm edilen milyonlarca emekçi ağır vergiler ödüyor!
Onlar, saraylarda şatafat ve şefaat içinde milyon dolarları kaçırmanın keyfini sürerken, milyonlarca vatandaş bir kaç bin liralık kredi kartı borcunu ödemeye çalışmanın derdinde!
Onlar, çocukları üzerinden sınır ötesi cennet hesapları yaparak zenginleşirken, yüz binlerce emekçinin çocuğunu Suriye’de, Kürdistan’da sınır ötesi operasyonlarla savaş cehennemine mahkûm ediyor!
Onlar, “vatan” dedikleri ülkeden vergi vermemek adına paraları kaçırırken, halklarımızı dünyanın en yüksek vergisini ödemeye mahkûm ediyor.
Onlar, dövizin değer kazanmasıyla gizli hesaplarındaki milyon dolarlardan kar elde etmenin sevinciyle ısınırken, emekçilerin çocukları soğuktan donarak ölüyor!
Onlar her türlü kirliliği yaptıkları, bu halka düşman oldukları halde en iyi “vatansever” olurken, maaşı ödensin diye greve giden işçiler vatan haini oluyor, grevleri yasaklanıyor!
Onlar çalarak, çırparak, vergi kaçırarak zenginleşirken; biz çalışarak, ter dökerek her gün yoksullaşıyoruz.
Her gün yeni bir pislik saçılıyor ortalığa. Şimdi sırada Reza Zarrab davası var. Daha ne rüşvetler, kirli pazarlıklar, uluslararası suçlar saçılacak ortalığa, göreceğiz.
Bu devran böyle gitmez! Bu çark böyle dönmez! Türkiye ve Kürdistan’ın yoksul emekçi halkları bu pisliğin hesabını sormalıdır. Türk-Kürt, Alevi-Sünni milyonlarca emekçi ne AKP’nin ne de Erdoğan’ın umurundadır. Onlar kendi saltanatlarının nasıl sürdüreceklerinin derdindedir. Halklarımız bu gerçeği görmeli, Erdoğan/Saray diktatörlüğüne ve AKP iktidarına karşı sokaklara çıkmalıdır. Kurtuluş kendi ellerimizdedir, örgütlü gücümüzdedir.
Sokakta, evde, iş yerinde şiddetin ve emek sömürüsünün katmerlisine maruz kalan kadınlar mücadelenin en önünde saf tutmalıdır. İşçiler üretimden gelen güçlerini kullanmalı, geleceği karartılan gençler hesap sormalıdır bu soygun düzeninden.
“Susma Haykır Soygun Düzenine Hayır!”, “Hükümet İstifa” ,“Tayyip İstifa”, sloganları hep birlikte ve her yerde haykırılmalı, tepeden tırnağa kadar pislik saçan bu düzen yıkılmalıdır.

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ