EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ PROGRAMI

Bugün doğaya ve emeğe ait zenginliklerle, üretimin mevcut bilimsel-teknik temeli, insanlığın bolluk içinde yaşamasını mümkün kılacak olanaklara ve potansiyele sahiptir.

Bilimsel-teknik temel ve üretimin örgütlenmesinin yer kürenin dört bir köşesindeki insanları birbirine bağlayan toplumsal karakteri, insanların eşit ve özgür toplumsal ilişkiler içinde yaşama- sının koşullarının ne büyük bir olgunluk düzeyine ulaştığını gösteriyor.

Ne var ki, insanlığın sahip olduğu üretici güçler henüz özgür değiller. Tekelci sermayenin egemenliği altındalar. Kapitalist üretim ilişkileri ve emperyalist dünya sistemi onları zincirliyor, baskı ve zor altında tutuyor. Dünyamızda bir kutupta zenginlik birikirken, diğer kutupta sefalet birikmesinin, açlığın, işsizliğin, yoksulluğun nedeni budur.

Milyonlarca insan, çalışma, dinlenme, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik hakkından mahrum. Temiz içme suyu bulamıyor, milyonlarcası konuttan yoksun yaşıyor. Önlenebilir hastalıklar ve zararları asgariye indirilebilecek doğa olayları nedeniyle her yıl on milyonlarca insan yaşamını yitiriyor.

Sömürenler-sömürülenler, ezenler-ezilenler, zenginler-yoksullar karşıtlığı büyüyor ve keskinleşiyor. Toplumsal adaletsizlikler had safhada. Kadınlar, erkek egemen cinsiyetçi ayrımcılık, baskı ve eşitsizlik cenderesine vurulmuş durumda.

Ezilen halklar, emperyalist ve sömürgeci boyunduruk altında. Doğal çevre ve uzay giderek artan hızla kirletiliyor ve yıkıma uğratılıyor. insanlığın ortak tarihsel mirası, kültürel zenginlikler talan ve tahrip ediliyor. Emperyalist devletlerin yürüttükleri haksız savaşlar, dünyayı kan gölüne çeviriyor. Başta ABD olmak üzere emperyalist devletler, yer küreyi birkaç kez yok etmeye yetecek boyutta silahlanmış bulunuyor ve yeni silah teknolojileri geliştirmeye devam ediyor.

Uyuşturucu, kadın bedeni ve göçmen ticareti, sistemin ayrılmaz bir parçasıdır.

Liberal, gerici, faşist vb. değişik biçimlerdeki burjuva diktatörlükler, farklı araç ve yöntemlerle ama sonuçta, ordu ve polis güçlerine, iç savaş aygıtlarına, hapishanelere, işkencehanelere dayanarak işçileri ve ezilenleri boyunduruk altında tutuyorlar. Kentleri bir ağ gibi saran kamera sistemleriyle, uzay teknolojisine dayalı gözetleme araçlarıyla, telefonları, açık veya kapalı mekanları dinleme çarklarıyla, internet kontrolleriyle, insanları bir elektronik kafes yaşamına mahkum ediyorlar.

Bütün bunlara yalnızca sosyalizm son verebilir. Ancak sosyalizm dünyayı kurtarabilir.

Kapitalist sistemin günümüzdeki emperyalist küreselleşme koşulları, “ya barbarlık ya sosyalizm” öngörü ve şiarının haklılığını, çeşitli yönlerden gözler önüne serdi. Emperyalist küreselleşme, dünyanın ekonomik, toplumsal, siyasal çehresini değiştirdi. Sermayenin ve metaların uluslararası dolaşımının önündeki engelleri alabildiğine sınırladı. Görülmemiş sıklıkta ve büyüklükte bir kapitalist dünya pazarı yarattı. Uluslararası tekellerin hakimiyetini misliyle güçlendirdi. Emperyalist küreselleşmenin ekonomik ve sosyal politikaları, burjuva partilerin programlarını birbirinin kopyasına dönüştürdü. Burjuva sendikacılığın üzerindeki örtüyü kaldırdı, gücüne ve etkisine ağır darbeler vurdu, kokuşmuşluğun açığa çıkmasını koşulladı. Emperyalist küreselleşme, yerküreyi emekçi ve ezilen insanlık için daha da yaşanılmaz hale getirdi. Kitlesel kronik işsizlik, dizginsiz sömürü, kitlesel yoksulluk ve açlık döneminin tipik gerçekleri olarak öne çıktı. Tüm emperyalist ve kapitalist ülkelerde, işçilerin çalışma ve yaşam koşulları kötüleşti, sendikal örgütlülükleri geriledi. işsizlerin ve yoksulların “uluslararası dolaşımını” engellemek için, emperyalist ve burjuva devletler, sınırlarına beton, gümrük duvarlarına yeni yasal duvarlar örmeye ve toplama kampları planları yapmaya başladılar. Bütün bu koşullar, aynı zamanda emperyalist küreselleşmenin karşısına işçi enternasyonalizmiyle çıkmanın, dünya devrimi uğruna mücadelenin ve bölgesel devrimlerin olanaklarını biriktirdi ve güçlendirdi. Bu temellerde, yeni politik görevleri gündemleştirdi.

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ, bulunduğu topraklarda, işçilerin, kadınların, emekçilerin, kent ve kır yoksullarının devrimci enerjisinin eseri olacak sosyalist toplum uğruna, fakat eksiksiz bir dünyalılık bilinci ve enternasyonalist ufukla mücadele yürütecektir.

Politik, sınıfsal, ulusal, toplumsal sorun ve gerçekliklerin ışığında, Partimiz devrimci-demokratik hedeflerde somutlaşan aşağıdaki program doğrultusunda mücadele ederek sosyalizme ulaşmayı hedefleyecektir.

Özgürlük, Adalet, Halklara Eşitlik ve Barış! Politik Özgürlük

Kuruluşundan günümüze Türk burjuva devleti, hiçbir döneminde, kurumsal yapılanışı, anayasal-yasal çerçevesi, sivil ve askeri yüksek bürokrasisinin ideolojik-politik niteliği itibarıyla burjuva demokratik bir biçim almamıştır. 12 Mart darbesinden günümüze siyasal gericilikle karakterize olan bir rejim hüküm sürmektedir. ’70’lerin ortalarından itibaren, devrimci yükselişin eşlik ettiği sınıf mücadelesinde burjuvazinin ve rejimin fiilen kaybettiği mevziler, 12 Eylül darbesiyle geri alınarak, diktatörlüğe bugünkü yarı askeri karakteri verilmiş, faşizm, ideolojik-kurumsal, kadrosal, anayasal ve yasal olarak perçinlenmiştir.

işçi sınıfı ve ezilenler, söz, basın, toplantı, örgütlenme, eylem ve ulusal kaderini tayin özgürlüğünden yoksunluğun ağır sonuçlarına ve derin acılarına mahkûm edilmişlerdir.

Bütün bunlara; ancak sosyalizme ulaşmayı hedefleyen, halklarımızın birleşik iradesine dayalı, işçi-emekçi iktidarında somutlaşan bir devrimci demokratik cumhuriyet son verebilir. Devrimci demokratik cumhuriyetle bu duruma son verilmesi, partimizin başta gelen hedefidir.

Devrimci demokratik cumhuriyet, söz, basın, toplantı, örgütlenme, eylem ve ulusal kaderini tayin özgürlüğünün üzerindeki gerici ve faşist yasakları kaldıracak, tüm bu hakları anayasal biçime kavuşturacaktır.

Kadın ve erkek işçilerin, emekçilerin geniş bir temsiliyetle, köy, belde, ilçe, il ve genel ölçekteki halk meclisleri yoluyla dev- let yönetimine doğrudan katılmalarının koşullarını yaratacaktır.

Üretim ilişkileri

Sömürünün, özgürlükten yoksunluğun, toplumsal adaletsizliklerin, kadın-erkek eşitsizliğinin, yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, ulusal, cinsel eşitsizlik ve zulmün üzerinde yükseldiği temel olan kapitalist mülkiyet ve üretim ilişkilerinin yerine sosyalist üretim ilişkilerinin geçirilmesi hedefiyle, üretim araçlarının devletsel ve toplumsal mülkiyeti yönünde ilk tedbirler alınacaktır.

Ekonomik yaşamı, gelişen bir teknik temel üzerinde toplumsal zenginliğin artması, işçi ve emekçilerin maddi ve kültürel seviyelerinin sürekli yükseltilmesi, emperyalizm karşısında bağımsızlığın, dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarla ekonomik dayanışmanın güçlendirilmesi için emekçilerin demokratik katılımıyla oluşturulacak merkezi planla yönetilecektir.

Emperyalist Boyunduruğun Kırılması

Kapitalist düzen ve rejim, ekonomik, mali, askeri ve diploma- tik bakımlardan emperyalizme bağımlıdır.

Tekelci burjuvazi (sermaye oligarşisi) ile rejimin askeri ve sivil yüksek bürokrasisi, emperyalist egemenliğin dayanağı, işbirlikçisi ve kapitalist ortağıdır.

Sermaye oligarşisi, emperyalizmin işbirlikçiliği çerçevesinde değişik ülkelerde ekonomik, mali, siyasi çıkarlar elde etme peşinde koşmakta, avantajlar sağlamaktadır.

Emperyalist kölelik altında yaşamanın utanç vericiliği bir ya- na, boyunduruk altında oluşun ekonomik, mali, siyasi faturasını, daha yoğun bir sömürü, daha ağır bir baskı, daha kitlesel bir iş- sizlik ve sefalet çekerek, daha ağır vergiler ödeyerek, Kore işgalinden günümüze, dünyanın değişik ülkelerinde ABD’nin çıkarları için yürütülen haksız savaşların bir parçası haline getirilen işçiler ve ezilenler ödemektedir.

Devrimci demokratik cumhuriyet, emperyalist boyunduruğu kırmak için:

Emperyalist devletlere ve onların IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kurumlarıyla imzalanmış her türlü kölelik anlaşmasını, borç ve faiz yükümlülüklerini iptal ederek, işçi ve emekçilerin soyulmasına daha fazla izin vermeyecektir.

NATO’dan çıkacak, hiçbir emperyalist askeri örgüt içinde yer almayacak, gençlerinin, mali, askeri ve coğrafi imkânlarının ABD, AB ve diğer emperyalistlerin çıkarları için kullanılmasına son verecek, emperyalistlerle imzalanmış tüm gizli anlaşmaları açıklayacaktır.

Başta incirlik olmak üzere, ABD’ye ve NATO’ya ait üs ve tesisleri kapatacak, hiçbir emperyalist ordunun topraklarımızda ve kıyılarımızda askeri tatbikat adı altında savaş hazırlıkları yapma- sına, mazlum halkları tehdit etmesine izin vermeyecektir.

AB ile işçi sınıfı ve halklarımız aleyhine yükümlülükler temelinde imzalanan tüm anlaşmaları çöpe atacak,

Başta Almanya, Fransa, İngiltere tekelci burjuvazileri olmak üzere, üye devletlerin egemen sınıflarının çıkarlarını korumak, uluslararası egemenlik ve nüfuz alanlarını geliştirip güçlendirmek, Avrupa devrimlerini ve devrimini boğmak için kurulan bir emperyalist-gerici birlik olduğundan, AB’de yer almayacaktır.

Ulusal Eşitsizliklerin ve Baskıların Sonlandırılması

İşbirlikçi burjuvazinin ve rejimin, ulusal baskı ve eşitsizlik siyasetine son verilecek, Kürt halkının ulusal geleceğini belirleme özgürlüğünün ve ulusal toplulukların demokratik haklarının önündeki engeller kaldırılacaktır.

Türk ve Kürt uluslarının eşit, özgür ve gönüllü birliğinin sağlanması, Lazların, Ermenilerin, Çerkeslerin, Rumların, Gürcülerin, Arapların, Abhazların, Romanların, Süryanilerin, Boşnakların ulusal topluluk olmaktan gelen tüm demokratik haklarının tanınması ve titizlikle uygulanması esas alınacaktır. Mücadeleleri kendi mücadelesi, kendi geleceğinin kavgası kabul edilecek, omuz omuza olunacaktır.

inkar, yasak ve asimilasyon politikalarıyla bastırılan, geriletilen kültürlerin ve dillerin özgürce serpilip gelişmesi için tüm maddi ve manevi olanaklar seferber edilecektir.

Halklara Karşı işlenmiş Tüm Suçlar Mahkum Edilecek

Başta Ermeni tehciri ve kitle kıyımı olmak üzere; Osmanlı devleti egemenlerinin ve Cumhuriyet dönemi Türk burjuvazisinin ezilen ulus ve ulusal topluluklara karşı işlediği suçlar açıklanıp lanetlenecek, egemen sınıfların Türk halkımızın alnına sürdüğü bu leke temizlenecektir.

Son yüzyıllık dönemde ezen ve ezilen ulus burjuvazilerinin ve feodallerinin yönetiminde Türk, Kürt, Ermeni, Rum halkları adına, millet ve din bayrağı altında geliştirilmiş tüm kıyım ve zulümler açıklanıp mahkûm edilecektir.

Kadınların Özgürlüğü ve Eşitliği

Kadınlar, işçi ve emekçi bölüklerinin maruz kaldığı kapitalist ücretli emek sömürüsü, yoksulluk ve eğitimsizlik dışında, erkeğin ezen, kadının ezilen durumda olduğu ağır bir cinsiyetçi boyunduruk altındalar. Bin yılların bu yükü, salt yasal eşitsizliklerle sınırlı değildir. Kadınlar, yaşamın bütün alanlarında ikinci sınıf insan konumunda tutulmakta, ağır cinsiyetçi baskılara ve zulme maruz kalmaktadırlar.

Bütün bunlara son verme mücadelesine girişecek olan Devrimci demokratik cumhuriyet, cinsel eşitsizliği üreten ve kutsayan toplumsal cinsiyet ayrımı ve bölünmesinin ortadan kaldırılmasını hedefleyecek, özel kadın örgütlenmesinin bu doğrultudaki öncülük ve denetimi için gerekli koşulları yaratacaktır. Partimiz, bu amaçlara ancak tüm toplumsal devrimci dönüşüm süreçlerine eşlik edecek kadın devrimiyle varabileceği bilinciyle, kadın devri- mi için mücadeleyi bugünden başlatacaktır.

Kadınlarla erkekler arasındaki hukuksal eşitsizliğe ilk günden son verilecek, ekonomik, devletsel, siyasi, toplumsal, kültürel alanlardaki erkek egemenliğinin şekillendirdiği fiili eşitsizlikler ve ayırımcılıkların ortadan kaldırılması başta gelen sosyalist görevlerden sayılacaktır.

Kadının toplumsal üretime çekilerek erkeğe ekonomik bağımlılığına son verilmesi, çocuk bakımı, yemek, çamaşır vb. işle- ri kadının sırtından alacak kreş, çocuk odası, lokanta, çamaşırhane vb. kurumlar oluşturarak özel ev ekonomisinin sınırlanması, giderek tümüyle toplumsallaştırılması sağlanacak, eğitim imkânlarında kadınlara öncelik tanınması, her türlü mesleki ayrımcılığın ortadan kaldırılması için bunun ön koşulları oluşturulacaktır. Bunlarla birlikte, özel ve kamusal alanda yeniden üretimin iş yükü- nün paylaşımı için erkek egemen zihniyetin engelleriyle mücadele edilecektir.

Kadınların devlet, sendika, kooperatif, okul vb. yönetimlerindeki oranlarının erkeklerle eşit temsili gözetilecek, bunu sağlamada kota dahil gerekli önlemlere başvurulacaktır.

Başta şiddet olmak üzere kadına her türlü cinsiyetçi suçla, özel bir savaşım yürütülecektir.

Anne ve baba çocuk bakımında ortak sorumlu sayılacak, çalışanların doğum öncesi ve sonrası izinleri buna göre düzenlenecektir. işletmelerde çocuk emzirme odaları açılacak, anneler iki saatte bir, yarımşar saat emzirme izni kullanacaktır.

Erkeğin kadına karşı her türlü şiddeti işkence sayılacaktır.

Toprak Sorununun Çözümü ve Emekçi Köylülüğün Durumunun Düzeltilmesi

Topraksız köylülüğün toprak sorunu çözülecek, küçük ve orta köylülüğün toprakları üzerindeki her tür ipotek kaldırılarak, tefecilere, bankalara, ağalara vb. borçları iptal edilecek, tarım yapılan topraklar, tarım dışı araziler, meralar, ormanlar, Anayasa’da tüm toplumun zenginliği olarak yer bulacaktır.

Gerek IMF, Dünya Bankası gibi emperyalist uluslararası kuruluşların emekçi tarımını yıkıma uğratan politikalarına, gerekse de emperyalist ve işbirlikçi tekellerin kasalarını dolduracak biçimde mazot, gübre, ilaç, tohumluk, elektrik, su gibi zorunlu tarım girdilerini aşırı pahalılaştıran devlet politikalarına son verilecektir. Emekçi köylüler, üretim ve ticaret kooperatifleri yoluyla örgütlenmeleri, haklarını savunmaları için teşvik edilecektir.

Kadınların durumundan başlayarak, kırın kültürel geriliğine son vermek için tüm önlemler alınacak, yoksul köylülüğün yaşam düzeyinin yükseltilmesi politikası izlenecektir.

Herkese iş, iş Güvencesi ve iş Güvenliği

Çalışma hakkı, insan haklarının başta gelenlerinden biridir. Çalışabilecek yaş ve durumda olan her yurttaşın bu hakkını kullanması sağlanacaktır.

Lokavt yasaklanacak, tam istihdamın henüz sağlanamadığı koşullarda işçi-emekçi iktidarı, işsiz emekçiler karşısında sosyal görevlerini yerine getirecek, bunun için işsizlik ödeneği dahil çeşitli yöntemlere başvuracaktır.

Haftalık çalışma süresi otuz beş saati aşmayacak, 16 yaşın altındaki çocuk emeği yasaklanacak, 16-18 yaş arası çalışanların günlük iş süresi dört saatle sınırlandırılacaktır.

Kadın ve erkek işçilere eşit işe eşit ücret kuralı uygulanacak, kadınların bedensel ve biyolojik dengeleri bakımından zararlı işlerde çalışmaları engellenecektir. Kadın çalışanlar, regl günlerinde izinli sayılacaktır.

Tüm iş güvenliği tedbirleri alınarak ve çalışanlara gerekli eğitim verilerek iş kazalarının iş cinayetlerine dönüşmesine, can kayıplarına ve önemli yaralanmalara yol açması önlenecektir.

Dinlenme Hakkı

Bütün çalışanlar, her yıl altı haftadan az olmamak üzere üc- retli izin hakkına sahip olacak, deniz ve göl kıyılarında, ormanlık bölgelerde ve öteki uygun alanlarda dinlenme hakkının kullanılmasına imkân verecek kurumlar hizmetlerine sunulacaktır.

Sendikal Örgütlenme ve Grev Hakkı

işçilerin, kamu çalışanlarının, öğrencilerin, öğretim elemanlarının, ev emekçisi kadınların ve diğer çalışanların sendikal örgütlenme ve grev (hak grevi, dayanışma grevi, genel grev, siyasi grev) haklarının önündeki tüm engeller kaldırılacaktır.

Sendikalar, iş yerlerinde işten çıkarılmalar ve iş güvenliği sorunlarında, yemekhane, kreş, parklar, emzirme odaları vb. kurumlar oluşturulması konusunda denetim ve karar süreçlerine katılma hakkına sahip kılınacaktır.

Sendikaların, işçilerin demokratik ve sosyalist bilincinin, kültürünün, bağımsız kitle inisiyatifinin geliştiği, devlet yönetimine katılacak bireylerin yetiştiği bir okula dönüşmesi ve merkezi iktisadi planlama başta olmak üzere, ekonomik ve toplumsal yaşama etkilerinin güçlendirilmesi için gerekli koşullar oluşturulacaktır.

Eğitim Hakkı

Kadınların ve işçi-emekçi çocuklarının eğitim haklarının ala- bildiğine sınırlanması ile ulusal ve bölgesel eşitsizlikler üzerine kurulu, baskıcı, ezberci, ırkçı-şoven, erkek egemen cinsiyetçi ve kapitalist tekellerin ihtiyaçlarına endekslenmiş paralı eğitim siste- mine son verilecektir. Öğrencilerin, özellikle de kadın öğrencilerin kılık kıyafetleri nedeniyle eğitim haklarının engellenmesine izin verilmeyecektir.

Parasız, bilimsel, anadilde ve demokratik eğitim sistemi kurularak, eğitim, işçi ve emekçilerin eğitimi, maddi ve kültürel ihtiyaçlarının en yüksek düzeyde karşılanmasını hedefleyen üretimle birleştirilecektir.

Üniversiteler özerk-demokratik bir yapıya kavuşturulacaktır.

Sağlık Hizmetlerinden Eşit Yararlanma Hakkı

Tüm sağlık hizmetlerinden eşit ve parasız yararlanmak, insan haklarından biridir.

Sağlık hizmetlerini tedavi aşamasına sıkıştıran uygulamalar değil, koruyucu sağlık sistemi esas alınacak, anne-çocuk sağlığı, beslenme ve çevre sağlığı bütünlük içinde gerçekleştirilecektir.

Tıp eğitimi bu ihtiyacı gözeten, koruyucu sağlık sisteminin ve tedavilerde başarı düzeyinin sürekli gelişmesini sağlayan bir hedefle bütünleştirilecektir.

Sosyal Güvenlik Hakkı

Sosyal güvenlik tüm yurttaşların hakkıdır.

Herkesi kapsayan bir sosyal güvenlik sistemi kurularak eşit ve nitelikli sosyal güvenlik hizmeti uygulanacaktır. Çocuklar, yaş ılar ve engelliler başta olmak üzere insanlarımızın ihmal ve mağdur edilmesine son verilecektir.

Konut Hakkı

Sağlıklı, yaşanabilir konutlarda oturma hakkından yoksun bırakılmış, harcamalarında kira giderleri ciddi bir pay tutan işçilerin, emekçilerin ve yoksulların ihtiyaçlarından başlanarak konut sorununun çözümüne girişilecektir. Bu açıdan, öncelikle hazır konutlar değerlendirilecek, yeni konutların yapımında deprem, sel gibi tabiat olayları ve doğal çevrenin korunması özenle gözetilecektir.

Engelli Haklarına Saygı ve Toplumsal Sorumluluk

Kapitalist düzen ve burjuva devlet, engellileri yok sayıyor, yük görüyor ve her tür sorumluluğu çoğu yoksul engelli ailelerinin omuzlarına yıkıyor. Engellilerimizin eğitim, çalışma, toplumsal yaşama katılma, siyasi, sanatsal, kültürel etkinliklere ulaşma ve- ya bizatihi bu tip üretkenliklerde yer alma ve öteki insani hakları için gerekli koşullar oluşturulmuyor. Devlet bütçeleri, engellilere kaynak ayırmayı israf sayan bir mantıkla hazırlanıyor.

Engellilerin bir bütün olarak hayata dair gereksinimleri ailelerinin özel sorunu değil, toplumsal bir görevdir. Bu bilinç ve düşünceyle hareket edecek olan devrimci demokratik iktidar, engellilerin eğitim ve çalışma haklarına, politik, kültürel, sanatsal etkinliklere ulaşma veya bunlarda yer alma imkanlarına kavuşmaları ve toplumsal yaşama olanaklı en etkin biçimde katılmaları için gerekli koşulları yaratmayı, ulaşım araçlarında, okullarda, çalışma ve sosyal-kültürel eğitim mekanlarında vb. engellilerin ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapmayı ihmal edilemez grevler- den sayacaktır.

Tüm Milliyetlerden, Irklardan, Dinlerden, İnanışlardan Yurttaşlara Eşitlik

Şovenizme, sosyal şovenizme ve burjuva milliyetçiliğinin her biçimine karşı süreklileştirilmiş bir ideolojik mücadele yürütülecektir.

Hangi milliyete, dine, inanca mensup olurlarsa olsunlar, tüm yurttaşların ekonomik, devletsel, kültürel, toplumsal ve politik yaşamın bütün alanlarında tam bir eşitlik içinde bulunmalarının ya- sal ve pratik güvenceleri oluşturulacaktır.

Herhangi bir yurttaşın haklarını, milliyeti, dini, inancı veya hiçbir dinsel inanç taşımaması nedeniyle sınırlayan ya da aynı nedenlerle herhangi bir yurttaşa ayrıcalık tanıyanlar, ırksal ve mil- li dışlama ve aşağılama propagandası yapanlar yargı önüne çıkarılacaktır.

Kadın Bedeni Ticareti Bir insanlık Suçudur

Kadının temelde ekonomik-toplumsal nedenlerle sürüklendiği kadın bedeni ticareti, işçi-emekçi iktidarı koşullarında, bir insanlık suçu sayılacak; beden ticaretini ortaya çıkaran koşulları yok etmek için mücadele edilecektir.

Kadını ve onun şahsında insanlığı aşağılayan, alçaltan bu durumla hem kadın, hem erkek cephesinden mücadele edilecek, kadın bedeni satanlar yargı önüne çıkarılacaktır.

İş, mesleki konum veya ekonomik-sosyal herhangi bir konuda karar verici görevlerde bulunan erkeklerin, bu sorunlara ait taleplerinin-haklarının karşılanması için başvuran kadınlara cinsel istismar dayatmaları yargılanmayı gerektiren bir suç sayılacaktır.

Farklı Cinsel Yönelimlere Uygulanan Baskı ve Eşitsizliklere Son Verilmesi

Farklı cinsel yönelimini açıklayan ve bu kimliğiyle eğitim görmek, çalışmak, toplumsal faaliyetlere katılmak vb. isteyen insanların bugün olduğu gibi baskıya, zulme, ayrımcılığa, horlanmaya, dışlanmaya maruz bırakılmalarına karşı politik, eğitsel ve yasal önlemler alınacak ve mücadele yürütülecektir.

Adil Yargı

Yasaların ve yargı mekanizmasının kapitalist sömürü düzenini, faşist rejimi ve bu amaçla uygulanan baskıyı, zulmü, adaletsizlikleri meşrulaştıran, hukuksal güvenceye kavuşturan niteliğine, kanunların zenginlere ve yüksek devlet bürokratlarına ayrı, işçilere ve ezilenlere ayrı uygulanması eşitsizliğine son verilecektir.

Yasalar, sömürüyü, ırkçılığı, şovenizmi, toplumsal adaletsizlikleri, erkeklerin kadınlar karşısındaki ayrıcalıklarını reddeden demokratik bir öz taşıyacak, yargıçların bağımsızlığı ve sadece yasalara tabi oluşu güvence altına alınacaktır.

Belirli suçlarla ilgili davalardan başlayarak, giderek genelleş- tirme perspektifiyle mahkemelerde “halk kurulu” uygulanması başlatılacaktır.

İşkence ve insan Onuruyla Bağdaşmayan Cezalar

işkence ve insan onuruyla bağdaşmayan cezalar, insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak kabul edilecek, bunlara karşı yasal ve fiili önlemler dışında sistematik bir ideolojik mücadele yürütü- lecektir.

Hapishaneler ve Suç Üreten Koşullarla Mücadele

Yasalar içinde idam cezasına yer verilmeyecektir.

Hapishanelerin birer eziyethaneye dönüştürülerek, mahkûm olarak nitelenen kişilerin ıslah edilmesi biçimindeki burjuva faşist anlayış ve uygulamalar ortadan kaldırılarak, hapiste olmak yeterli bir ceza sayılacak, isteyenler için ve herhangi bir koşula bağlı olmadan çalışma, eğitim, spor ve sanatsal üretim imkânları yaratılacaktır.

Toplumsal suçlara karşı mücadele, suçun işlenmesini hazırlayan ya da yol açan toplumsal koşulların ortadan kaldırılması esasına dayanacaktır. insanları doğuştan suça eğilimli olanlar-olmayanlar biçiminde ayıran burjuva faşist mantığın tüm izleri sökülüp atılacaktır.

Uyuşturucuya Karşı Mücadele

İnsan bedenini ve ruh sağlığını tahrip eden uyuşturucuya karşı eğitsel, tıbbi, yasal her yolla savaşılacak, uyuşturucu tacirleri ağır suçlu olarak yargı önüne çıkarılacaktır.

İçki kültürünün alkolizm biçiminde yozlaşıp, insani bir zevkten, insan sağlığını ve sosyal ilişkilerini tahrip edecek bir soruna dönüşmemesi için mücadele edilecektir.

İnanç, Vicdan ve ibadet Özgürlüğü

Yurttaşların inanç, ibadet ve bir dine mensup olmama ya da dinsel inanca sahip olmama özgürlüğü yasal güvenceye kavuşturulacak, dini, mezhebi, inançsal kültürü ya da herhangi bir dine inanmayışı nedeniyle uğradıkları baskılara, horlanmalara, haksızlıklara son verilecektir.

Din-devlet, din-okul işleri birbirinden tamamen ayrılarak, Diyanet işleri Başkanlığı lağvedilecek, zorunlu din dersi kaldırılacak, dinsel inanış, bireyler ile inandıkları kutsallık arasındaki bir mesele olarak kabul edilecek, halklarımızın Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Alevi, Ezidî inanışlardan kesimleri arasında her tür eşitsizliğe, ayrımcılığa, düşmanlaştırıcılığa karşı yasal, eğitsel, kültürel alanlarda sistematik bir mücadele yürütülecektir.

Vergi Uygulamasında Adalet

Mevcut vergi sistemi, gelir vergisinde yükü işçilerin ve emekçilerin sırtına bindirmekle kalmamakta, KDV ve öteki dolaylı vergilerle bunu birkaç misli daha ağırlaştırmaktadır.

Tüm bu adaletsizliklere son verilerek dolaylı vergiler kaldırılacak, işçi ve emekçileri gözeten artan oranlı tek bir vergi sistemine geçilecektir.

Asıl yükünü işçi ve emekçilerin sırtına yıktığı dolaysız ve dolaylı vergileri, başta ayrıcalıklı kesimleri olmak üzere devasa bürokrasisinin giderleriyle, rüşvet ve yolsuzluklarla, sermaye gruplarına ve silah tekellerine aktararak tüketen pahalı devlet yerine, işçi-emekçi iktidarı, ucuz devleti hedefleyecektir.

Doğal Tarihsel Çevrenin Korunması

Emperyalist sistem en yüksek kar amacının bir sonucu olarak insanlığın tarihsel mirasını, doğal çevreyi ve uzayı giderek daha büyük ölçekte kirleterek ve uzayın işgali için emperyalist yönelimi yoğunlaştırarak insanlığın geleceğini bu açıdan da tehdit ediyor. Emperyalist kültür ise geniş yığınları, doğal çevrenin yıkımı ve kirletilmesinin bir parçası haline getiriyor.

Bu duruma karşı üretim ve tüketim süreçlerinde gerekli önlemleri almak kadar, güçlü bir kitle bilinci geliştirmek için çalışılacak ve aynı mücadele uluslararası alanda da yürütülecektir.

Kültür Devrimi

Cehalet yok edilecek, halk aydınlanması güçlendirilecek, kafa emeğiyle kol emeği ayırımını ortadan kaldırma imkânlarını biriktirmek için:

Tüm yurttaşların okuma-yazma öğrenmesi, günlük yaşamın gerektirdiği teknolojik olanaklardan bir başına yararlanma bilgisiyle donanması,

Okul çağına gelmiş çocukların belirli bir kültürel, bilimsel, teknik birikim ve yetenek elde edebilecekleri bir eğitimden geçmeleri,

Edebi ve bilimsel eserlerin, gazete ve dergilerin anadilde büyük ölçeklerde basım-dağıtımı,

Sanat etkinliklerinin kent ve köylerde yaşayan tüm kadın ve erkek emekçiler, gençler ve çocuklar için ulaşılabilir hale getirilmesi,

işçi ve emekçilerin tiyatro, müzik, dans vb. gruplar oluşturmalarının, yeteneklerinin gelişebileceği sanat dallarında üretkenliklerinin teşviki için gerekli koşulların yaratılması yolundan yürünecektir.

Göçmenlere Karşı insan Onuruna Uygun Tutumlar

İşçilerin ve tüm ezilenlerin, ekonomik, siyasal ve toplumsal çıkarlarını savundukları ya da ulusal özgürlük mücadelesi yürüttükleri ülkede can güvenlikleri tehdit edildiği, işkenceye uğrayacakları veya bilimsel, sanatsal çalışmaları engellendiği için ya da savaş nedeniyle iltica talebinde bulunanların istemleri kabul edilecek, ekonomik nedenlerle göç etmek zorunda kalmış olanların sorunlarına uygun çözümler bulunması, barınma, beslenme, sağlık, eğitim ve iş ihtiyaçlarını karşılayacak politikalar geliştirilmesi esas alınacaktır.

Toplumsal ve Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri

Dünya işçi sınıfının birliği ve “dayanışma halkların inceliğidir” bilinciyle hareket edecek olan devrimci demokratik cumhuriyet, ülkelere ait sınırları sermayenin ve malların dolaşımına fütursuzca açan, insanın ve işgücünün dolaşımına ise kapatan, işçileri ve ezilenleri daha ağır bir köleliğe sürükleyen emperyalist küreselleşmeye karşı işçi sınıfı enternasyonalizmini yükseltecektir.

Dünya işçi sınıfının, ezilenlerin, geleceğini belirleme hakkı ellerinden alınmış ulusların, kapitalist sömürüye, emperyalist boyunduruğa, sömürgeci tahakküme ve burjuva diktatörlüklerinin çeşitli biçimlerine karşı özgürlük ve toplumsal kurtuluş mücadelesini kendi mücadelesi, kendi geleceğinin kavgası kabul edilecek, omuz omuza olunacaktır.

Açlık, kitlesel sağlık sorunları, birer düzen felaketine dönüşerek ağır yıkımlara yol açan tabiat olayları karşısında dünya halklarının yardımına koşmayı insani değerlerin ve enternasyonalizm anlayışının gereği sayacaktır.

Devrimci demokratik cumhuriyet, coğrafi konumundan hare- ketle, özel bir görev olarak, Ortadoğu, Ön Asya, Balkanlar ve Kafkasya halklarının kardeşliğini, eşitliğini, ortak geleceklerini ve devrimci federatif birliklerini esas alan politikalar izleyecek, bölge halklarının kendi egemenlerine, emperyalistlere ve siyonist İsrail’e karşı mücadelelerinin bir parçası olacaktır.

Kıbrıs’ta garantörlük adı altıdaki hegemonyanın son bulması, Türk ve Rum halklarının tam hak eşitliğine dayalı, halkların birleşik devrimci cumhuriyeti için üzerine düşen tüm görevleri yerine getirecektir.

Emperyalist Gerici Savaşlara ve Kitle imha Silahlarına Hayır

Dünya pazarlarını paylaşmak, geri ülkeleri egemenlik altına almak, yer altı ve yer üstü zenginliklerini yağmalamak, nüfuz alanlarını genişletmek, halkları köleleştirmek amacıyla başlatılan emperyalist ve gerici bütün haksız savaşlara karşı çıkılacak; asker elbisesi içinde birbirine kırdırılan farklı ülkelerin işçi ve emekçileriyle birlikte demokratik barış mücadelesi yükseltilecektir.

Bütün insanlığı kitle kıyımları ve yok oluşla tehdit eden nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların imhası ve yasaklanması için mücadele edilecektir.