FAŞİST ŞEFİN KRİZİNİN FATURASINI BİZ ÖDEMEYECEĞİZ

ABD’nin diplomatik yaptırımları sonucu uluslararası sermaye çıkışı arttı ve dolar 5 TL’yi aştı. Bu yükselişle birlikte, milli gelirinin yarısından fazlası dış borç olan, sanayi üretiminde ve tarımda çok yüksek oranda ithalata bağımlı hale getirilen Türkiye ekonomisinin topyekûn bir mali krizin içine yuvarlanma olasılığı da yükseldi.

Faşist şeflik düzeninin borazanları aynı gemide olduğumuzu hatırlatarak bizi “ABD ve emperyalizmin saldırılarına karşı vatanı savunmaya” çağırıyor.

Evet, bu krizden en çok etkilenecek olanın işçi sınıfı olacağı ortadadır. Döviz kurlarının bu yükselişi ile birlikte iflasların, işten çıkarmaların, zam-vergi soygununun ve hayat pahalılığının çok daha fazla artacağından kuşku yoktur. Ancak bir şeyden daha kuşkumuz yoktur: Emperyalistler ve onların işbirlikçileri arasındaki çatışmada taraf olmaktan işçi sınıfının hiçbir çıkarı olamaz.

16 yıl boyunca uluslararası tekellerin ve mali sermaye oligarşisinin programını uygulayarak;

-Tüm kamu varlıklarını özelleştirip sınırlı bir sosyal-devleti bile geri dönüşsüz bir biçimde ortadan kaldıran,
-Emeği esnek, güvencesiz ve sendikasız hale getirip işçi sınıfını tekellerin ucuz işgücü deposuna çeviren,
-Patronların maliyetleri düşürmek için iş güvenliğini hiçe sayıp 16 senede 40 bine yakın işçiyi katleden,
-Özel şirketlere kamu garantisi ile sınırsız borç, teşvik verip zararı zam-vergi soygunu ile halka yükleyen,
-Toplumsal isyanı bastırmak için Türkiye işçi sınıfını Kürt halkına karşı düşmanlaştıran, Kürdistanı yakıp-yıkan, belediyelerini gasp eden, topraklarını işgal eden, halkların birleşik demokratik cephesi HDP’nin vekillerini rehin alan, kitle katliamları ile bizi yıldırmaya ve sindirmeye çalışan faşist şeflik düzeninin bekası işçi sınıfı ve ezilenlerin bekası olamaz.

Faşist şefin ABD’ye karşı olan mücadelesi antiemperyalist bir mücadele değildir. Bu mücadele, emperyalist bloklar arasındaki sürtüşmelerden faydalanarak kapitalist sömürü düzeni içerisindeki yerini koruma ve ileri taşıma mücadelesidir. Kolay kar ve hızlı rant için ekonomiyi dışa bağımlı hale getirenler, kapitalizmin demirden kanunları gereği artık krizden başka bir şey üretemez olmuşlardır. Faşist şefin mali kapitalistlerin ihtiyaçlarına göre hareket eden Merkez Bankası’na gerici müdahalelerde bulunması, Rusya ile füze sistemi pazarlığı ederek NATO’ya tehdit oluşturacak kadar ileri gitmesi, ambargoları tanımayacak kadar cüret kazanması ise onun emperyalizmden kopuştuğunu değil, üretememe ve yönetememe krizinin ne kadar derinleştiğini gösterir sadece.

Soruyoruz, 16 senedir sömürdüğünüz, yok saydığınız, ezdiğiniz ve katlettiğiniz emekçi halklar olarak neden sizin iktidarınıza sahip çıkalım? Sömürücü ve sömürgeci faşist düzeninizi daha sağlam inşa edebilin diye mi? 16 sene boyunca emperyalizmle kol kola sızdırdığınız tatlı kârları beraber mi yedik ki, şimdi kendi siyasi ve ekonomik tercihlerinizin bir sonucu olan bu zarara ortak olalım?

İşçi ve emekçiler olarak kurtuluşumuz ne IMF programları ile kemer sıkmakta, ne de faşist şefin iktidarını savunmaktasır. Kurtuluşumuz, “Bu krizin faturasını biz ödemeyeceğiz!” demekte, bizi mülksüzleştiren ve sınıf kardeşlerimize düşman eden emperyalizmin işbirlikçisi bu faşist şefliği devirip, halkların demokratik iktidarını kurmakta ve kesintisiz bir biçimde sosyalizme yürümektedir.

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ