Gümüştaş: HDP çekilerek değil, örgütlenerek güçlenir

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, rejim kriziyle birlikte ezilenler cephesinde darlaşma yaşandığına işaret ederek Halkların Demokratik Partisi'nin de bundan payını aldığına dikkat çekti. HDP'nin parlamenter siyaset alanından çekilmesi yönündeki çağrıları değerlendiren Gümüştaş, "Meselenin özü HDP'nin bulunduğu mevzilerden çekilmesi değil, tıkanmış ve kendini çürüten, hiçbir toplumsal meşruiyeti kalmayan bu rejim karşısında alternatif olacak siyasi çizgiyi geliştirmektir" şeklinde değerlendirdi.

'EGEMENLER HDP'Yİ SİYASET DIŞINA İTME POLİTİKASI İZLİYOR'

ETHA'nın sorularını yanıtlayan Gümüştaş, HDP'nin kongre sürecinin, örgütlenme seferberliğine ve bir halk örgütlenmesi-güvencesi yaratma gelişimine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Gümüştaş'ın verdiği yanıtlar şöyle:

Siyasal sürecin içerisinde bulunduğu ortam ve buna bağlı olarak HDP'nin durduğu yeri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de parlamento sahası ve seçim siyaseti tıkanmış durumda. Bu sadece HDP için değil, tüm partiler için geçerli bir durum. Demokrasinin asgari ölçütü olan temsili sistem dağılmış durumda. Siyasi iktidar baskıcı ve tekçi yapıyı derinleştirerek bir güvence yaratmaya çalışıyor. Fakat bu siyaset tarzı, yapısı rejimin temel krizi de aynı zamanda. Bu kriz herkes için çıkışsızlık üretiyor.

AKP-Saray rejimi için de düzen partileri için de ayakta kalmanın tek yolunun HDP'yi etkisizleştirmekte, Kürt özgürlük mücadelesini tasfiye etmekte olduğu görülüyor. Egemen siyaset Kürtlere ve HDP'ye saldırı söz konusu olduğunda aynı çizgide birleşiyor. HDP'ye dönük saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor. Parti binalarına baskınlar, yöneticileri ve üyelerine tutuklamalar yaygınlaşıyor. Belediye başkanlarını görevden alma ve kayyum atamaları ile Kürdistan'da seçmen iradesi gasp ediliyor. HDP'yi fiilen hareketsiz bırakma, siyaset dışına itme politikası izleniyor.

Siyasi bir varlık olarak HDP, Türkiye halkları nezdinde adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin birleşik gücü olduğunu kanıtlamıştır. "Yeni yaşam"ı ve 3. cephe alternatifini program ve bir siyasi çizgi olarak yaratmış, geride kalan mücadele yılları boyunca da bunun tarihsel dimağını ve deneyimini biriktirmiştir. Türkiye halkları ve sosyalistleri ile Kürt özgürlük mücadelesini aynı nehir yatağında birleştiren yapısıyla en temel birleşik mücadele odağı ve gücü olmayı başarmış, bu güçle memleketin önemli siyasi süreçlerinde, dönemeçlerinde temel direniş cephesi, yol göstericisi-yol açıcısı olmayı başarmıştır. Onun siyasi varlığı ve siyasal mücadele hattı, siyaset denklemindeki yerini sağlamlaştırmakla birlikte Türkiye halkları için umut taşıyan bir yol da olmuştur. Bu nedenle HDP'nin tecrit edilmesine, iradesizleştirilmesine odaklanmış bir iktidar saldırganlığı yaşanıyor. Egemen siyaset yapısı kendi varlığını, geleceğini; en başta HDP'ye dönük bu tecrit ve tasfiye saldırısının başarısında görüyor.

'HDP SİYASETİNİ TEMSİLİ DEMOKRASİNİN ARİTMETİĞİ İLE SINIRLAMAZ' 


Sine-i millet tartışmasını nasıl yorumluyoruz?

HDP'nin programatik görüşü ve yapısal karakterini oluşturan temel ilkelerinde de HDP'nin kendini pratik biçimde var edişinde de halkın iktidarlaşması çizgisi-yapısı vardır. HDP kongre yapısı ve meclisleri ile örgüt yapısında bunu somutlaştırmış, 'yeni yaşam' savunusu ve yer aldığı bütün mekanizmalardaki çizgisi ile somut siyasal bir hatta dönüştürmüştür. Haliyle HDP halktır; halkın, ezilenlerin içinde, bağrında oluşmuş bir siyaset dili-tarzı, siyaset formudur.

HDP'nin yapısı, çizgisi içinde parlamento mekanizmaları ve temsili demokrasinin değişik tür ve katmandaki mekanizmalarının özel-özgün rolü-misyonu da taban demokrasisinin inşası ve halkın iktidarlaşması çizgisinden kaynağını alır. Bu misyon kendini egemen siyaset düzlemi ve temsili demokrasinin aritmetiği ile sınırlamaz, halkın, ezilenlerin taleplerine, mücadele gündemlerine odaklanan fiili meşru mücadele gücü ve çizgisi ile gelişir. Bugüne kadar yaratılmış siyaset çizgisi ve geleneği bunun verileri ile doludur.

HDP'nin temsili demokrasi içindeki varlığı Türkiye'de siyasal demokrasinin kazanılması, alternatif siyasetin ve yaşamın üretilmesi bakımından bir somutluk, bir tercihe dönmüştür. Seçim barajı böyle yıkılmış, tüm seçim dönemlerinin kilit parti olma rolü ve demokrasinin anahtarını-ayarını tutma misyonu böyle oluşmuştur. Halkın bin bir engeli aşarak, bedel ödeyerek verdiği destek, seçilmişlerin kazanımları sokakta savunma pratiği böyle yaratılmıştır.

Türkiye ve Kürt halklarının birleşik mücadele odağı ve siyasal tercihi olarak HDP'nin egemen siyasete bir mesaj verme zorunluluğu yoktur. Halkın içinde düşünen, yaşayan bir parti olarak tüm tıkanmışlığına rağmen temsili demokrasi mevzilerini tutmak da seçim siyaseti ve sandıkta kazanmak da HDP bakımından önemli olacaktır. Yine HDP örgütsel gövdesi ve Türkiye ve Kürdistan siyasetinde karşılık geldiği bütünlüğü ile parlamenter sistemin kanalları ve sınırları içinde düşünmeye mahkum da değildir. O yüzden meselenin özü HDP'nin bulunduğu mevzilerden çekilmesi değil, tıkanmış ve kendini çürüten, hiçbir toplumsal meşruiyeti kalmayan bu rejim karşısında alternatif olacak siyasi çizgiyi geliştirmektir.

Bugün AKP-Saray rejimine boyun eğmeyen bir onur ve özgürlük arayışı, birikimi var. Bu birikim AKP-MHP bloğunun toplumsal meşruiyetini daraltıyor. Giderek derinleşen ekonomik-mali krizin emekçi halkımızı soktuğu yoksulluk-intihar girdabı bu iktidarın yığınlarla kurduğu tüm bağları dinamitleme potansiyeli taşıyor. Her açıdan krizli, her yandan toplumun patlama ögeleri biriktirdiği bu siyasi-toplumsal tablo karşısında HDP'nin geliştirebileceği önemli bir mücadele gücü var. Rejimin krizi kadar, ezilenler cephesindeki politik mücadele düzeyinin de darlaştığını, tekleştiğini, üretimsizleştiğini söylemeliyiz. Bu tablo içinde HDP de potansiyelini realize etmek ve yeni bir çıkış yaratmakta belli tıkanmalar elbette yaşıyor. Şimdi HDP parlamenter siyaset alanından çekilmek, kendi mevzilerini daraltmak tartışmaları yerine örgütsel gücünü yeni bir düzeyde ele alarak, kendini üretmek, örgütlemek ve toplum için yeni bir yol ve imkan yaratmak göreviyle karşı karşıya.

HDP kendi varlığına, vekiline, belediyelerine yönelmiş tasfiye saldırılarına karşı da toplumun politik gerilim biriktirdiği onur ve özgürlük arayışı karşısında da başka bir hareket geliştirmek, bütün düşünüş ve gelişimini bu yönde yönetmek durumunda. Şimdiden ve HDK yapısı ile birlikte içine girmiş olduğu konferans-kongre süreçlerini örgütlenme seferberliğine ve bir halk örgütlenmesi-güvencesi yaratma gelişimine dönüştürmeli; kazanımları korumanın tek yolunun fiili meşru mücadele çizgisi olduğundan hareketle güçlü bir direniş hattı örmeli.

'SOSYALİSTLER, EMEKÇİ SOL HAREKET PRATİK YANITLAR ÜRETMELİ'
Bu tablo içinde emekçi sol harekete nasıl bir rol düşüyor?

Bu coğrafyada savaş, müzakere, isyan, mücadele, çözüm gibi tüm siyasi dönemeçlerinin belirleyeni de, bu dönemlerde demokrasinin ve politik özgürlüğün kazanımının temel konusu da Kürt sorunu olagelmiştir. Kürt sorununa adil, eşitlikçi bir çözüm programının geliştirilmesi ve bu konuda oluşturulacak birleşik siyaset çizgisi politikanın-politik özgürlük mücadelesinin önceliğidir. HDP'yi karakterize eden de Kürt sorununun çözümü konusundaki duruşu-misyonudur. Aynı zamanda Türkiye devrimci hareketi ve Kürt özgürlük mücadelesini aynı politika ve örgüt formunda birleştiren yapısı ile konunun temel aktörlerindendir.

Kürt halk hareketinin taleplerinin savunulmasında, Kürt özgürlük hareketinin yaşadığı yerel ve uluslararası düzlemdeki kuşatma ve tasfiye saldırısına karşı ortak duruşun örgütlenmesinde ama aynı zamanda siyasal demokrasinin kazanılması adına Türkiye ve Kürt halklarının emekçi çözüm programının geliştirilmesinde HDP bileşeni sosyalistlere ve HDP bileşeni olmayan emekçi sol harekete önemli görevler düşüyor. Sosyalistler, emekçi sol hareket bu görevlere pratik yanıtlar üretmeli. Bunun için AKP-MHP blokunu geriletmeye ve AKP'nin kendi iç krizleri ve içinden çıkacak parti ile yarılmasına odaklanan siyasi çizgi yerine halklarımızın eşit, adil yaşamı ve demokratik kurtuluşu için emekçi çözüm programında yan yana gelmeye odaklanan bir siyaset hattında buluşmaya ihtiyaç var. Emekçi sol hareket ve sosyalistler bu çözüm programını pratik siyasal bir hatta dönüştürmeli. Bu, 'Kürt gündemlerinin dışına çıkamamak, Batı'nın toplumsal dinamiğini yakalayamamak' değil, bu faşizmi yenmenin ve demokratik kurtuluşun önünü açmanın bu coğrafyadaki olmazsa olmazı. Bu duruş en başta HDP bileşeni sosyalistler tarafından söz ve eylem tutarlılığı olarak ortaya konmalı.

Faşizm karşısında bir direniş odağı olarak HDP'nin savunulması, HDP bileşeni olmayan emekçi sol hareketin de görevi. HDP'yi karşılık geldiği toplumsal mücadele gücü ve misyonu nedeniyle de korumak, yanında ve değişik siyasal mücadele konularında yan yana olmak emekçi sol hareketimizin güncel görevi. Bu görevi başarmak da HDP'ye, en başta da birleşik cephe siyaseti izleyen sosyalistlere düşüyor.

 

Kaynak: Etkin Haber Ajansı (ETHA)