LGBTİ+’LER VARDIR, VAROLMAK ONURDUR

Biz sadece emeği sömürülen insanlar değiliz. Bir cinsiyetimiz, cinsel yönelimimiz, ulusumuz, inançlarımız da var! Kapitalist tahakküm bizi bunlar üzerinden de baskılıyor ve mülksüzleştiriyor. Kapitalizm çürüyüp faşizme dönüştükçe, egemenler ayakta kalmak için tekçiliğe başvuruyor. Heteroseksüel, erkek, Sünni, Türk vb. kesimler “makbul”, diğerleri “sapkın” ve “terörist” ilan ediliyor, buna direnenler gerici iç savaşlar ile eziliyor. Toplumsal rıza bu yolla sağlanıyor. İnsanlık tarihi boyunca ve bugün bu topraklarda yaşadığımız tam da budur.

LGBTİ+ Onur Haftası yaklaşırken birbirimize daha çok hatırlatmamız gereken şey, LGBTİ+’lerin bu gerici iç savaşlar düzeninde en çok ezilen toplumsal kesimlerden biri olduğu gerçeğidir.

Ancak sadece bunu “görmek” de yetmiyor! Faşizme karşı olmak, baskının her görünümüyle, yani homofobi ile, transfobi ile, ırkçılık ile, şovenizm ile, mezhepçilik ile de militanca mücadele etmeyi de gerektiriyor. Açık yüreklilikle söylemek gerekiyor ki, partimiz de dahil, kendini toplumsal muhalefetin bir bileşeni olarak gören herkesin LGBTİ+’lerin var olma mücadelesine destek verme konusunda ciddi bir özeleştiriye ihtiyacı vardır.

Marks’ın 6. tezinde de dile getirdiği gibi, “İnsanın özü, onun toplumsal ilişkilerinin bir bileşimidir.” Dolayısıyla özü “sapkın” olanlar, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimini özgürce yaşamak isteyenler değil, toplumsal ilişkileri homofobi ve transfobi ile baskılamaya çalışanlardır. 26. LGBTİ+ Onur Haftası’na girerken tüm lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks’lerin varoluşlarını özgürce kutlamalarına destek vermek ve bu kutlamalara katılmak devrimci, demokrat ve yurtseverler olarak hepimiz için de bir “Onur” olacaktır.

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ