OPERASYONA TEPKİLER DEVAM EDİYOR. İLLA BARIŞ İNADINA BARIŞ DİYORUZ

İSTANBUL – Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı operasyonu değerlendiren TİHV ESP ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, “İlla barış inadına barış diyoruz” dedi.

Türkiye aylardır konuştuğu Kuzey ve Doğu Suriye’ye dün itibariyle bölgeye yönelik operasyona başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) savaş uçaklarıyla başlattığı operasyon ardından Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile TSK karadan saldırıya geçti. Sürdürülen operasyonda şimdiye kadar en az 11 sivilin yaşamını yitirdiği ifade edilirken, çok sayıda yaralının olduğu söyleniyor. Türkiye’nin başlattığı operasyona yönelik ise tepkiler gelmeye devam ediyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Yeşiller ve Sol Gelecek Parti Eşsözcüsü Eylem Tuncaelli, yapılan operasyonun durması ve barışın sağlanması gerektiğine işaret etti.

‘Yenilgiye uğratılmış radikal İslamcı grup yeniden destekleniyor’

Saldırıyı değerlendiren Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, yürütülen her türlü savaşa karşı olduğunu söyledi. Hem bir hekim olarak hem de insan hakları mücadelesi yürüten bir kurum olan TİHV olarak savaşa hiçbir şekilde olumlu yaklaşmayacaklarını dile getiren Şebnem, “Kaldı ki bölgede zaten emperyalist güçlerin işgal etme davranışının yaygın olduğunu Suriye’yi ve Ortadoğu’yu bir çatışma ortamına sürüklediğini biliyoruz. Onun ötesinde burada yürütülen bu kirli savaşın sonuçları hepinizin malumudur. Bugün 10 Ekim Ankara patlamasının dördüncü yılı. Burada yürütülen o kirli savaş sürecinde özellikle radikal islamcı grupların beslenmesiyle birlikte ortaya çıkan tabloyu da hep birlikte yaşadık. Radikal islamcı grupların eliyle defalarca Türkiye’nin değişik kentlerinde yine Avrupa’da saldırılar, patlamalar gerçekleşti. Üstelik Türkiye buna göz yumdu. Şimdi de var olan durum yenilgiye uğratılmış bu radikal İslamcı grupların yeniden desteklenmesi ve yeniden Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bize yönelik saldırgan tutumları görmek anlamına gelecektir” dedi.

‘Utanç verici’

İktidarın bu süreci yalanlar üzerinde yürütmeye çalıştığını belirten Şebnem, “Tehdit olarak tanımlanan gruplar aslında bizim yüz yıllardır birlikte yaşadığımız insanlar” dedi. Saldırıların temel olarak sivilleri özelliklede kadın ve çocukları hedef aldığını vurgulayan Şebnem, “Böyle bir süreci 7 yıldır sürdüren, çocukların, kadınların bu saldırılarda ciddi bir şekilde terör görmesinin sorumlusu bir yanıyla Türkiye’dir. Şimdi Türkiye’deki egemen siyasi iradenin bu yaklaşımı ve kendini muhalefet olarak tarif eden gruplarında buna destek olması utanç verici. Bu aslında ölümü, şiddeti kutsayan bir tutumdur” ifadelerini kullandı.

‘Savaş tüm haksızlıkları örtbas etmenin bir aracı’

Saldırıların halklara değil tümüyle emperyalist çok uluslu şirketlere yarayan bir süreç olduğunu ifade eden Şebnem, “Zaten ilk adımı da Kaz Dağları ile ilgili mitingin iptali ile görüldüğünü de söyleyebiliriz. Hepsi birbiri ile yakından etkili. Çok uluslu şirketleri daha da zenginleştirmek ve dünya üzerindeki baskısını arttırmak amaçlı bir süreçtir. Savaş Türkiye’deki krize, Türkiye’de yaşanan tüm ahlaksızlıkları, hırsızlıkları da örtbas etmenin bir aracı. O yüzden hep birlikte bu savaşa hayır demek ve her koşulda tepki göstermek zorundayız” diye konuştu.

‘Kazanımların tehdit altında’

ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, AKP-MHP bloğunun sarsılan toplumsal meşruiyetini ve kendi iç krizini savaş ile çözmeye yöneldiğini ifade eden Özlem, siyasi iktidarın bu yönteme alışık olduğunu dile getirdi. Operasyonun çok ciddi risklerinin olduğunu vurgulayan Özlem, operasyonun bütün sahası itibariyle bölgedeki halkların bütün kazanımlarını yerle bir etmeyi, bölgenin bütün yapısını değiştirmeyi hedeflediğinin altını çizdi. Bu yapı karşısında diğer güçlerle de ortak bir proje yürütüldüğüne değinen Özlem, “Biz bunun karşısında bölgenin kazanımlarını, Rojava Devrimi’nin kazanımlarını savunacağız. Aynı zamanda siyasi iktidarın Türkiye toplumunun yeniden bir savaş içerisine çekilmesine de karşı çıkacağız” diye belirtti.

‘Ülke için yeniden katliamlar ve yıkım demek’

Özlem, 10 Ekim ve Suruç katliamında yakınlarını yitiren, yaşayanlar olarak Suriye’ye dönük bu saldırının DAİŞ’i Türkiye sınırında komşu yapma ve memleketin iç sorunu haline getirme operasyonu olduğunun farkında olduklarını dile getirdi. Özlem, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İŞİD’ten cihatçı çetelerden oluşturulmuş bir Milli Suriye ordusunun bu ülke için yeniden katliamlar ve kıyım demek olduğunun farkındayız. Buna da karşı duracağız. Bunun karşısında da adalet mücadelesini sürdürdüğümüz gibi aynı zamanda bölgesel savaşa, Kürtlerle birlikte savaşa hayır diyeceğiz. Türkiye muhalefeti AKP’yi geriletme ya da AKP’nin içinden çıkacak yeni bir parti ile yarılmasına odaklanmakla bu sorunu çözmez. Esas siyasi çıkış noktası AKP’nin yarılmasından ya da bu bloğun gerilemesinden çok Kürt özgürlük mücadelesi, Kürt sorunu karşısında memleketin demokrasi güçlerinin birleşmesinden geçiyor. Eğer bu halka yakalanamaz, bu halka pratik mücadele sahasına dönüştürülemezse bir kazanım elde etmemiz söz konusu değil. Şuan da hükümetin savaş tezkeresini uzatması ve yeni başlattığı harekat karşısında oluşan durumda budur. Kürt özgürlük mücadelesi, Kürt halkının temel yaşamsal talepleri olunca mevcut devlet aklı yeniden devreye girmiş oluyor.”

’Aileler CHP’li vekilleri protesto etti’

10 Ekim katliamı anmasına katıldığını dile getiren Özlem, anmada ailelerin tutumunu da değerlendi. Özlem, 10 Ekim ailelerinin CHP’li vekilleri protesto ettiğini ifade ederken, “CHP’li vekiller protesto ile karşı karşıya kaldılar. Elbette alanda, anma içerisinde bulunan o acıları bizlerle anan vekillerin duruşundan ve orada bulunma gerekçelerinden bir kuşkumuz yok. Fakat halkımız katliamları da yaşayarak, bu sürecin bedellerini ödeyerek deneyimlemiş. Halkımız savaş tezkeresinin onaylanmasının yeni katliamlara davetiye çıkarmak olduğunu çok iyi biliyor. Ve anmanın dışında yeni katliamlar yaşanmaması için yeni bir mücadele gerektiğinin altını çiziyor. Bu doğru okunmalı. Bundan dönmek mümkün. Bu savaşa karşı bir duruş sergilemek hala mümkün. Bununda bütün yollarını geliştirmek bizler bakımından da temel bir görevi” diye belirti.

‘Barış ve birlikte yaşam için savaşa karşı durmak gerekiyor’

Yeşiller ve Sol Gelecek Parti Eşsözcüsü Eylem Tuncaelli ise, iktidara seslenerek bir çatışma bataklığına girilmeden hemen geri dönülmesi gerektiğini vurguladı. Yeşil Sol Partisi olarak kendileri için asıl olanın barış olduğuna dikkat çeken Eylem, dünya tarihi boyunca savaşın hiçbir faydasının olmadığının görüldüğünü belirtti. Suriye’deki halkların can güvenliğinin sağlandığı bir ortam yaratılmasının kendileri için esas olduğunu dile getiren Eylem, şunları ifade etti: “İlla barış inadına barış diyoruz. Buradaki kaynakların, bu ülkede yaşayan tüm insanların refahı için kullanılması gerekiyor. Bir savaşın için kullanılmasını istemiyorum. İç politikada da ciddi etkileri olacak bir savaştır. Özellikle kendi oylarını konsolide etmek için ve giden oyları geri çevirmek üzere Kürt halkını karşısına alarak yapılan bu hamleyi doğru bulmuyoruz. Asıl olan yaşamdır. İnsanların hem sınırların dışında hem de kendi sınırlarımızın içinde barış içinde yaşamasını istiyoruz. Bu iktidarın kayıp ettiği oyları tekrar konsolize edebilmek için yaptığı bir hamle olarak görüyorum. Düşmanlık savaş bize hiçbir fayda getirmeyecek. Barış ve birlikte yaşamı savunmak içinde bu savaşa karşı durmak gerekiyor.”

‘Toplumsal muhalefet aynı saflarda durmalı’

Barışın sesisin çok daha güçlü çıkması gerektiğine dikkat çeken Eylem, “İlk hamle aslında meclisten bu tezkerenin uzatılmaması yönünde bir hamle olmalıydı. Sadece HDP ret oyu verdi. Doğruyu tek başımıza savunsak bile, doğru kendi doğruluğundan hiçbir şey eksiltmeyecektir. İnadına barış savunulmalı. Toplumsal muhalefet bu anlamıyla aynı saflarda durmalı” diye konuştu.

Kaynak: Jin News