ROJAVA DEVRİMİ VE SURUÇ KATLİAMI

|Ziya Ulusoy|
Temmuz’un 19’u, Rojava halkının Devrim’i gerçekleştirdiği, kendi kaderini ve iktidarı kendi ellerine aldığını ilan ettiği gün.
20 Temmuz, Kobanê’ye yardım götüren Sosyalist Gençlik Dernekleri üyeleri ve birlikte dayanışmaya giden mücadele yoldaşlarının toplu katledildiği gün.
Erdoğan faşizmi, enternasyonalist dayanışmaya giden devrimcilere, Suruç’ta Amara Kültür Merkezi’nde IŞİD’çi katiller eliyle düzenlediği bombalı saldırıda, 33 canımızı katletti, 100’den fazla canımızı da yaraladı.
2 Temmuz’da, Demirel-Çiller-generaller faşizmi, politik İslamcılar eliyle, Sivas’ta 35 canımızı yakarak katletti. 14 Temmuz’da Diyarbakır zindanında Ölüm Orucu direnişinin başlatıldığı gün. Temmuz’da, 1996 ve 2000 yılları Ölüm Orucu direnişlerinde çok sayıda yoldaşı yitirdik.
Her direnişte ve katliamda canlarımızı yitirmemizin acısı ağırdır, anıları sonsuza değin yaşatılmalıdır.
Fakat elbette Suruç Katliamı, öncesindeki Amed HDP miting katliamından başlatılan Erdoğan faşizminin soykırımcı ve tasfiyeci kirli savaşının, şok ve dehşet yaratma amaçlı toplu katliamlar zincirinin simgesidir. Sonrası 10 Ekim Ankara Emek ve Demokratik Barış mitingine yönelik toplu katliamla devam etti. Daha sonrası Cizre-Sur’da, kentlerde Kürt’lerin tenkil edildiği sömürgeci vahşet yaşandı.
Erdoğan faşizmi, kendisini kan dökerek, can alarak, şok ve dehşet yaratmaya çalışarak, içte-dışta kirli ve işgalci savaşla inşa etmeye çalıştı, çalışıyor. Fakat süreç, yalnızca Erdoğan faşizminin soykırımcı ve tasfiyeci kirli savaşıyla geçmedi.
Erdoğan faşizminin içte ve dışta kirli işgalci savaşına karşı direnişler sürecin diğer ve daha önemli yanını oluşturdu.
Suruç katliamına karşı, tek bir geri adım atmadan mücadele bu fedakar direnişlerin önemli bir parçası oldu. Sosyalist gençler ve mücadele yoldaşları, canlarını yitiren aileler, moral bozukluğuna düşmeden direndiler. “Suruç İçin Adalet” kampanyası, katliama devrimci öfkeyle Rojava Devrimi’nde mücadeleye katılmak, içerde Erdoğan faşizmine karşı her düzeydeki mücadelede ısrar bu direnişlerin biçimleri oldu.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Devrimci Hareket’in güçleri ölçüsünde feda ruhuyla mücadelesi, Erdoğan faşizmine karşı direnişi ayakta tutan ve devamını sağlayan dayanak oldu.
Bu dayanaklara yaslanarak, cesaret alarak, halklarımız ve ezilenler, Newrozlarda, 8 Martlarda, 1 Mayıslarda, 16 Nisan faşist anayasal değişikliğe Hayır’da, seçimde Halklar Demokrasisi blokunda toplanmada kitlesel tavrını ve direnişini sürdürdü.
Erdoğan faşizminin Suruç’la simgelenen kitlesel katliamları karşısında mücadele, esasen faşizmi yenme ve Halklar Demokrasisini kurma amacına bağlanmış bir mücadeledir. Bu mücadelenin daha ileri amacı, Suruç’ta ve diğer katliamlarda yitirdiklerimizin ideali olan sosyalizmdir.
19 Temmuz Rojava Devrimi, halkların eşitliği, savaşa karşı demokratik barış ve demokratik Suriye programıyla hareket etti. Görece barışçı yolla iktidarı ve kaderini ellerine alan devrimin halkları, yalnızca devrimi korumak için, Erdoğan’dan politik İslamcı çetelere uzanan güçlerin acımasız saldırı ve işgalleriyle savaşmak ve baş etmek zorunda kaldılar.
Devrimi, ideallerini ve örgütlenmesini geliştirmeye, yaymaya çalışarak ayakta tutmayı başardılar.
Efrîn işgali, Minbic oyunu, şimdi de emperyalist ve bölge sömürgeci devletlerinin askeri ve diplomatik oyunları karşısında devrim devam etmeye, başa çıkmaya çalışıyor.
Rojava Devrimi’nin yoldaşları olan Suruç şehitlerinin anısına Erdoğan faşizmine karşı mücadele, şimdi kitleleri daha fazla seferber etmenin yol ve yöntemlerini geliştirerek sürdürülmeli.
Erdoğan faşizmine karşı haklı öfke duyan geniş antifaşist kitleleri, tekil, yaygın eylemlerle, değişik konularda ve biçimlerde mücadeleye seferber edebilmeli, bunun için kitle çalışmasının etkili biçimlerini gerçekleştirebilmelidir.
En sert direniş ve kitleleri seferber eden mücadeleler, Erdoğan faşizmini yenilgiye uğratmada birbirini tamamlayacı olacak, Suruç şehitlerinin anısını ve Rojava Devrimi’ni yaşatmanın direngen devrimci yolunu inşaya devam edecek. Erdoğan faşizminin sınırsız keyfi zorbalığı da, yalan ve hileleri de bunu önlemeye yetmeyecektir.
Kaynak: ETHA