SARAYIN SAVAŞINA KARŞI HALKLARIN DİRENİŞİ KAZANACAK!

Sömürgeci Türk Burjuva Devleti’nin ve işbirlikçi çetelerinin 9 Ekim’de Rojava devrimini boğmaya dönük işgal saldırısı 9. gününde sürüyor. ABD ve Rus emperyalizminin yol verdiği bu işgal harekâtında bugüne kadar yüzlerce sivil bombardıman sonucu yaşamını yitirdi, kimi köyler ve kasabalar talan edildi. Ne var ki, Kürdü, Arabı, Türkmen’i, Süryanisi ve Ermeni’siyle Rojava/Kuzey-Doğu Suriye halkları canfeda bir direnişle sömürgeciliğin ve “bekle-gör” siyaseti izleyen emperyalistlerin planlarını boşa çıkardı, işgalcilerin iradelerini kırdı. Bu büyük direniş nedeniyledir ki, dünya halklarının kalbi bugün Rojava devriminin evlatlarıyla atarken, emperyalistler ise işbirlikçi Türk sömürgeciliğinin arkasından elini çekmeye, onu geri adım atmaya zorlamaya başladı. Direnişin meşruiyeti büyürken işgalciler yalnızlıklarında boğuluyor.

9 gündür NATO’nun en büyük ikinci ordusuyla, muazzam güç eşitsizliğine, gelişkin teknolojiye dayalı hava ve kara saldırılarına, “Suriye Milli Ordusu” adıyla bir araya getirilen binlerce kelle-kulak avcısı çete mensubuyla ve yalana dayalı yoğun kara propagandasıyla eş güdümlü yapılan bu harekâtın gelinen aşamada yenilgiye mahkûm olduğu, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının direnişinin zafere daha yakın olduğu açığa çıkıyor. Tarih bir kez daha direnenlerin kazandığını, örgütlü bir halkın yenilmez olduğunu gösteriyor. Neo-Osmanlıcı işgal ve yayılma hevesleri sömürgecilerin kursağında kalıyor.

Bunca ekonomik sorun, yoksulluk, işsizlik ve açlık varken, ard arda yapılan zamlarla emekçiler iliklerine kadar sömürülürken, sağlığa ve eğitime ayrılan bütçenin onlarca katı savaşa ve işgale ayrılırken, sömürgeciler, halklarımız adına dünyanın gözü önünde soykırım saldırısına girişiyor, bölge halklarının kanını akıtıyor. Tam da faşist karakterlerine ve ikiyüzlü tutumlarına uygun olarak bu işgal harekâtının “Barış Pınarı” diyorlar. Barış dedikleri işgal ve savaş, pınar dedikleri ise kan deryasıdır. Başta Türk emekçi halkımız olmak üzere, halklarımız faşizmin bu yalanına aldanmamalı, Kuzey-Doğu Suriye halklarının yanında yer alarak bu saldırganlığa dur demelidir.

Bu işgal saldırısının ne Türkiye işçi ve emekçilerine ne de Suriye’deki halklara bir faydası olmadığı açıktır. İçerde rejim kriziyle boğuşan, halklarımızı yönetme kabiliyetini yitiren, meşruiyetini kaybeden ve ekonomik krizle boğuşan AKP-MHP faşist bloku, krizden çıkış yolu olarak bir kez daha savaşa ve işgale sarıldı. Bir yandan devletin ve faşist rejimin beka sorununu gidermek, öte yandan da Rojava’da Kürt halkının herhangi bir statü kazanmasını engellemek için bu saldırıyı başlattılar.

İlerici, demokratik, devrimci parti ve örgütler, sendika konfederasyonları, savaşa karşı olan aydınlar, akademisyenler, gazeteciler sesini daha gür çıkarmalı ve bir araya gelmelidir. Korku perdesi bir kez daha Rojava topraklarında yırtılmış, haklı olanın güçlü olduğu görülmüştür. Erdoğan şefliğindeki AKP-MHP faşist bloku ve ona payanda olan burjuva muhalefet partileri yenilmeye mahkûmdur. Bataklığa saplanmış, güçten düşmüş, zayıflamış bir iktidar bloku var karşımızda. Güçlü oldukları için değil zayıf oldukları için işgal karşıtı her türlü sesi susturmaya, halklarımızı ölüm sessizliğine mahkûm etmeye çalışıyorlar. Oysa sömürgeci faşizm için ölüm çanları çalıyor. Şimdi daha büyük bir özgüven ve cesaretler faşizme karşı koymanın zamanıdır. Şimdi daha gür sesle halkların kardeşliğini ve eşitliğini savunmanın zamanıdır.

AKP-MHP faşist blokunun işgal saldırısı durdurulmalı, Türk burjuva ordusu ve denetimindeki çeteler Rojava topraklarını derhal terk etmelidir.

Tüm emperyalistler ve bölge işbirlikçileri Suriye topraklarından elini çekmelidir. Suriye’nin geleceğine Suriye halkları karar vermelidir.

Kuzey-Doğu Suriye halklarının ve yönetiminin statüsü ve hakları tanınmalıdır.

Afrin işgali sonlandırılmalı, buradaki eli kanlı çeteler ve sömürge kurumları tasfiye edilmeli, Afrin halkının geri dönüşü güvence altına alınmalıdır.

AKP-MHP faşist koalisyonunun savaş suçları tespit edilmeli, sorumluları uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.

İşgale karşı çıktıkları için tutuklananlar derhal serbest bırakılmalı, polis ve yargı terörü sonlandırılmalıdır.

İşgalciler yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Kahrolsun sömürgecilik, yaşasın halkların kardeşliği!

ESP GENEL MERKEZİ
17 EKİM 2019