SİYASETÇİLER: İKTİDAR İÇERDE KAYYUM DIŞARIDA İŞGAL SİYASETİ SÜRDÜRÜYOR

Hakkari, Yüksekova ve Nusaybin belediyelerine kayyum atanmasına tepki gösteren siyasi parti temsilcileri, kayyum atamalarının savaş konseptinin bir parçası olduğunu söyledi.
19 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı’nca Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyumlarla başlayan süreci Erzurum Karayazı ve Diyarbakır Kulp Belediyeleri izlerken, bugün de Hakkari, Yüksekova ve Mardin’in Nusaybin belediyelerine kayyum atandı. Atanan kayyumlara tepki gösteren siyasi parti temsilcileri, kayyumların hükümetin savaş konseptinin birer parçası olduğunu söyledi.

‘ASKERİ MÜDAHALEDEN BAĞIMSIZ DEĞİL’

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, hükümetin dış politikasıyla paralel bir iç politika yürütmekte olduğunu söyledi. Gürkan, “Esas olarak Kürt halkının kendi siyasi temsiliyetini sağlama talebini sürekli tehdit olarak gören bir yaklaşımın sonucunda, yüzde 55-60’ın üzerinde bir halk desteği ile seçilen belediye başkanı, meclis üyesi hatta muhtarlara varan kayyum politikasını sürdürmektedir” dedi.

Gürkan konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Şimdi ise Yüksekova ve Nusaybin’in hedefe konulmasını, 10 gündür sürdürülen ve son olarak ABD’nin tehditkar ve hadsiz açıklamaları ve mesajları eşliğinde varılan anlaşmayla şimdilik sonuçlanmış operasyonlardan, askeri müdahalelerden bağımsız ele almamak gerekir. Aynı zamanda tek adam rejiminin halk iradesi tanımaz özelliğinin bir göstergesidir bu görevden almalar. İktidarın içerde ve bölgede uyguladığı politikalar bölgede barış, ülkede demokrasi mücadelesinin aciliyetini tekrar tekrar ortaya koymaktadır.”

‘ÖNÜNDE DURMAZSAK DEVAM EDECEK’

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü de Kuzey ve Doğu Suriye operasyonları başta olmak üzere son atanan kayyumların halkların önünde direnişten başka bir yol koymadığını söyledi. Tümüklü, “Kayyum politikasını Kürdistan’da faşizmin insanların temel hak ve özgürlüklerin gasp edilmesinin bir yöntemi. Kürt halkının oradaki idaresinin gasp edilmesi anlamına geliyor. Bunun yaygınlaşarak gelişeceğini düşünüyorduk. Özellikle savaş sürecinin de başlatılmasıyla bu uygulamalarla hızlı bir şekilde hayata geçiriliyor. İktidar burada bir mesaj veriyor. ‘Ben bu ülkede, su coğrafyada hiçbir hak ve özgürlüğü tanımayacağım. Bunun karşısında duran herkesi hizaya çekeceğim.’ Kayyum politikası da bunun en tipik yansımasıdır. Mücadele etmek ve bunun karşısında durmak dışında hiçbir şansımız yoktur. Önünde duramazsak kayyumlar devam edecektir” dedi.

‘KÜRT HALKININ KAZANIMLARINA SALDIRI’

Belediye başkanlarının hukuksuz bir şekilde tutuklandıklarını belirten HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm de “Tutuklama kayyım atamanın bahanesi olarak kullanıldı. Kürt halkının toplumsal muhalefetin tepkisi nedeniyle kayyım atamalarına devam edemeyen iktidar şimdi savaş ortamından yararlanarak irade gaspına devam ediyor. İçerde dışarıda her yerde Kürt halkının kazanımlarına saldırıyor. Kürt halkının iradesini gasp ediyor. Kuzey Doğu Suriye’deki işgal ve savaşta kayyım atamaları da bu ülkedeki faşizmin uygulamalarıdır. Şunu bir kez daha hatırlatmak gerekir ki hükümet savaşla işgalle kayyımla iktidarını koruyamayacak. Başta Kürt halkı olmak üzere tüm ezilenler olarak haklarımız için özgürlüğümüz için mücadeleye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

‘SAVAŞ SİYASETİYLE DOĞRUDAN BAĞLANTILIDIR’

Atanan kayyumların savaş siyasetiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise “Rojava’ya dönük savaş siyaseti, esas olarak Kürt halkının elde ettiği kazanımları, statüyü, gasp ve yok edilmesi üzerine inşa edilmiştir. İçerde kayyum dışarıda işgal siyaseti sürdürülüyor” dedi. Çepni devamında “9 Ekimde başlatılan işgal operasyonu bugün de tümüyle büyük bir direniş karşısında bir çare aramaya dönüştü. Amerika, Rusya, Suriye tümüyle olan ilişkilerinde yalnızlaşan iktidar, HDP ve Kürt halkının belediyelerine saldırıyı temel almaktadır. Bu savaş konseptinin doğrudan bir parçasıdır” diye vurguladı.

Kaynak: Mezopotamya Haber Ajansı