SİYASETÇİLERDEN KAMPANYAYA TEPKİ: BU ŞEKİLDE BİZ BİZE YETMEYİZ

İktidarın başlattığı “Biz bize yeteriz Türkiyem” isimli bağış kampanyasını değerlendiren siyasetçiler, devletin kendi sorumluluğunu halka yüklediğine işaret ederek, “Ne oldu da bütün kaynaklar kurudu ve böyle bir kampanya başlatıldı? Bu şekilde biz bize yetemeyiz. Belli kesimler kendine yetecek. Yoksullar koronavirüs pençesinde kıvranacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, koronavirüs (Covid-19) salgını gündemiyle gerçekleşen kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Biz bize yeteriz Türkiyem” adlı bir bağış kampanyası başlatıldığını ve 7 aylık maaşını bu kampanyaya bağışlayacağını duyurdu. Günlerdir salgına karşı sokağa çıkma yasağı ilan edilip, halkın ihtiyaçlarının karşılanması için çağrılar yapılırken, bunun yerine bağış kampanyası başlatılması tepkileri de beraberinde getirdi. Twitterda “#hükümet istifa” çağrıları yapıldı. Siyasetçiler de hükümetin böyle bir dönemde kendi sorumluluğunu halka yüklemesini eleştirdi.

‘Salgın nasıl yönettiklerinin bir fotoğrafı oldu’

Kampanyanın bu güne kadar AKP-MHP iktidarının koronavirüs salgını ile mücadele yönteminin fotoğrafını çeken bir kampanya olduğunu söyleyen Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, iktidarın bu salgını bir halk tehdidi olarak görmeme ve bunun sorumluluğunu üstlenmeme politikası yürüttüğünü belirtti. Esnek çalışma modeli ve kısa çalışma ödeneği ile işçilerin belli haklarını kullanabileceği düzenlemeler getirdiğini ifade eden Özlem, “Bu bir kandırmaca. İşsizlik fonu işçilere açılması gerekirken sermayeye açılıyor. Kredi verme gibi bütün uygulamalar aslında devletin bu sorumluluğu sistematik olarak işçinin, emekçinin ve kamunun sırtına yıkma politikalarıydı. ‘Biz bize yeteriz’ çağrısı ise bu durumu artık çığırından çıkaran bir duruma dönüşmüş oldu. Sosyal medya üzerinden gösterilen tepkiler de bunu gösteriyor. Devlet sorumluluğunun yine üzeri örtülüyor. Tam tersine bir ‘millilik’ söylemi içerisinde bu salgınla mücadelenin sorumluluğu da yine işçi ve emekçilere hava ediliyor” dedi.

‘Yaşam grevi örgütlenmeli’

Devletin böyle bir salgında yaratabileceği kaynakların ortada olduğunu vurgulayan Özlem, “Kanal İstanbul projesi için milyarlarca lira harcanmazsa, saray için bütçe kısıtlamasına gidilirse, dün vergileri silinmiş patronlardan bu borçlar geri alınırsa pekala salgınla mücadele bütçesi sağlanabilir. Evde kalması beklenen bütün emekçiler için ücretsiz gıdanın karşılanması mümkün olabilir. Bunu biliyoruz. Fakat maalesef ki yine böyle bir yola yönelmemiş oluyor” diye konuştu. İktidarın bu hakları verecek bir sürece girmeyeceğini dile getiren Özlem şöyle devam etti: “İktidar bu süreci uzatabildiği kadar uzatacak ve kaynakları kamu imkanları biçiminde oluşturmaya yöneliyor. Bunun karşısında hakkı almanın, koparmanın giderek emekçiler içinde de bir söyleme dönüşen yaşam grevinin örgütlenmesinden geçtiğini düşünüyorum. Bunu daha fazla dile getirmeli. Ortaya koymalıyız. Aynı zamanda hapishanelerden tutalım da çalışan emekçilere varana kadar yapılacak bir dizi düzenlemede bunun bir küresel salgın olduğunu büsbütün ayrımsız yaklaşmak gerekiyor. Bunun düşünerek acil tedbirler alınmalı.”

‘Aldığınız vergileri bugünler için kullanmalısınız’

Böylesi kriz dönemlerinde devletin halka kaynak bulup yardım etmekle mükellef olduğuna dikkat çeken Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Eylem Tuncaelli ise şunları söyledi: “Şimdi bir bağış kampanyası başlatması oldukça ilginç. Bir devlet insanının bağış kampanyası başlatması çok daha ilginç. Bir TSK kendi eliyle bunu yapmaya kalksa belki daha anlaşılır olabilir. Ama devlet dediğimiz kaynakları bulacak ve kamu yararına kullanacaktır. Vergi alıyorsunuz bu vergileri bunun için kullanmalısınız. Kaldı ki birçok kez bu konuları gündeme getirdik. Savaşa değil sağlığa bütçe, kanala, köprüye değil sağlığa bütçe dedik.”

‘Halkın parasına göz dikiliyor’

Bu alana aktarılabilecek birçok kaynağın olduğunu söyleyen Eylem, “Bir de bir takı töreni gibi üç maaş, beş maaş diye televizyonlarda verilmesi ilginç. Geleneklerimize göre böyle bir şey yapılsa bile, kimsenin haberi olmazdı. Şimdi bir reklam kampanyası gibi yapılıyor. Bizim istediğimiz, hayal ettiğimiz sosyal devlet bu değil. Biz bize yetmek için yine benim gelirime göz dikiliyorsa burada bir sorun var demektir. Bizim bize yetiyor olabilmemiz için bizim verdiğimiz vergilerin doğru yere kullanılması gerekiyor. Onlar bu güne kadar kullanılmamışsa, depremde toplanılan paraların nereye yetip yetmeyeceği gibi tartışmalı hale gelecek” diye konuştu.

‘Ne oldu da bütün kaynaklar kurudu’

Sorumluları birçok kez gereğini yerine getirmeye davet ettiklerini ifade eden Eylem, “Örneğin kayyımlar atanırken de demokrasiye tahammülsüz insanların başkanlık koltuğunda oturmaması gerektiğini söyledik. Böyle bir durumda hükümetler tutup bağış kampanyası başlatmazlar. Ne oldu da bütün kaynaklar kurudu ve döndük bağış kampanyasına? Önce var olan kaynaklar şeffaf bir şekilde açıklansın. Bu kaynakların nasıl kullanılacağına karar verilsin. Meclis de artık meclis formatında işlemediği için tek adam rejimine gidildiği için meclisin de çok partili önemi bir kez daha ortaya çıktı. Halkın iktidarda olabilmesi, kendi kaynaklarını kendi yönetebilmesi şart” şeklinde vurguladı.

‘Biz bize yetmeyiz’

Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü İdil Uğurlu da devlet “Evde kal” çağrıları yaparken, çalışmak zorunda olan milyonlarca insanı hatırlattı. Devletin kendisinin alması gereken tedbirleri toplumdan talep etmeye başladığını aktaran İdil, “Zaten yoksul olan kesimden talep etmek yerine kendisi halka yardım kampanyası başlatabilirdi. Yoksul kesimlere yönelik bir ekonomik paket başlatabilirdi. Bunu yapmak yerine yükü tamamen halkın üzerine atan bir yol izlemeyi tercih etti. Bir yönetememe durumuyla karşı karşıyayız. Hem halka ‘çık çalış’ mesajı veriliyor dolaylı bir şekilde hem de böyle bir kampanya başlatıyor. Devlet kendisi yapması gereken şeyi halkın omuzlarına yıkmış durumdadır. Bu şekilde biz bize yetemeyiz. Belli kesimler kendine yetecek. Yoksullar koronavirüs pençesinde kıvranacak. Bedel yine kadının, işsizin, güvencesiz çalışan emekçilerin, ötekilerin üzerine yıkılmış durumda” şeklinde belirtti.

Sosyal medyada “Hükümet istifa” tepkilerinin gelmesine değinen İdil, “Doğal olarak istifa tepkisi gösterilir. Yapılan açıklamalar böyle bir tepkiyi kendisi örgütledi, adeta halka ‘istifa et’ çağrısını yaptırdı” dedi.