Sömürgeci Savaşa Hayır!

 

Sömürgeci Savaşa Hayır!

 

AKP-MHP faşist bloku bir kez daha sömürgeci savaş politikalarıyla coğrafyamız halklarını uçuruma sürüklüyor. Faşist Saray iktidarı, Rojava devrimini boğma, cihatçı çeteleri koruma ve yayılmacı hedeflerle girdiği Suriye bataklığında battıkça batıyor. Saray iktidarının sömürgeci ve kirli savaş politikalarını yoksullar, emekçiler ödüyor.

ABD ve Rusya emperyalist politikaları arasında giden ‘denge politikası’ Sarayı tam bir siyasi dengesizlik haline sürüklemiş durumda. Suriye ordusunun Rusya ile İdlib’i kuşatarak cihatçı çeteleri ve Türk askerlerini çembere alması ve hatta vurması Sarayın bütün politikasını çökerttiği gibi, sarayın çöküşünü de hızlandırıyor. Bunu engellemek için AKP, himayesi altında tuttuğu cihatçı çeteleri korumak için yoksul halklarımızın onlarca çocuğunu ölüme yollarken, diğer yandan faşizmi ve şovenizmi yükseltmeye devam ediyor.

İdlib’te yaşanan hezimetin ardından Saray’ın tüm bürokratlarıyla toplanması durumun vahametini gösteriyor. 6 saatlik toplantıda alınan kararda "Hava ve kara ateş destek unsurlarımızla rejimin bilinen tüm hedefleri ateş altına alınmıştır” deniyor. Medya aracılığıyla psikolojik savaş devreye sokularak halkların desteği alınmaya çalışılıyor.  Sosyal medya savaşın gerçeklerini gizlemek için yavaşlatılıyor, hatta yasaklar devreye sokularak soruşturmalar başlatılıyor. Hezimet karşısında NATO göreve çağırılıyor. Sarayın sığındığı liman yine ABD emperyalizmi oluyor.

Mültecileri elinde bir koz olarak tutan faşist iktidar, Avrupa emperyalistlerinin kendinden yana tutum alması için tüm kapıları açacağı tehdidini yapıyor. İnsanları sınır kapılarında açlığa ve ölüme mahkum ediyor.

Saray ne askeri, ne ekonomik, ne de politik olarak bu savaşı kaldıramayacağının farkında. Bu yüzden ‘birlik ve beraberlik’ adı altında milliyetçi ve şoven duygular körükleniyor. Toplumsal rıza üretemeyen Saray, ezilenleri kirli savaşına taraf olmaya zorluyor.

Ekonomik krizin ağırlığı tüm yakıcılığıyla devam ederken savaşın faturası emekçilere ve ezilen halklarımıza kesilecektir. Bu savaş krizin daha fazla derinleşmesi anlamına geliyor. Ezilenler ve emekçiler daha fazla zamla, daha fazla yoksullukla, daha fazla baskıyla karşı karşıya bırakılıyor.

Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı meşru değildir. Bunun adı işgaldir. Türkiye derhal İdlib ve Suriye’den askerlerini çekmeli, işgal son bulmalıdır. Bu savaşın sorumlusu ezilen halklarımız değil, Sarayın ta kendisidir.  Faşist iktidar lüks ve şatafat içinde yaşarken yoksulları ölüme yolluyor. Kefeni kendilerine değil emekçilere giydiriyorlar.

Yoksul halklarımıza, emekçilere, kadınlara ve gençlere çağrımızdır. Bu savaş bizim savaşımız değil. Bu savaşın tarafı değiliz. Ne yoksulluk kaderimiz, ne de ölüm. Ekonomik krize, sömürgeciliğe ve işgale dur diyelim, karşı çıkalım. Sarayın savaşına karşı ‘Sömürgeci savaşa hayır, işgale Son’ sloganını yükseltelim.

Yaşasın halkların eşitliği ve kardeşliği.

 

ESP Genel Merkezi

28. 02. 2020