YÖNETEMİYORLAR, YENİLECEKLER!

Saray tiyatrosunun son perdesi oynandı. Ekonomik krizle sarsılan ve ülkeyi yönetemeyen AKP-MHP koalisyonu, aylardır zaten fiilen seçim kampanyası yürütüyordu. Nihayet Saray’ın yedek lastiği Devlet Bahçeli, kendisine verilen rolü oynayarak erken seçimi gündeme getirdi. 15 yıldır her fırsatta erken seçime karşı olduğunu açıklayan Erdoğan ise bir gün içinde ikna olarak (!) 24 Haziran’da seçim yapmaya karar verdi. Erken seçim kararını ancak Meclis’in alabileceği gibi formalitelerin Saray rejiminde hiçbir hükmü zaten olamazdı.

Erken seçim kararıyla AKP ülkeyi yönetemediği açıkça ilan etmiştir. Bütün yetkileri ellerinde topladıkları halde yönetemiyorlar. Ekonomik kriz bütün ülkeyi sarsıyor. İflaslar birbirini izliyor. Dolar 4 lira, Euro 5 lira, benzinin litresi 6 lira olmuş, işsizlik %20’leri aşmış durumda. İşçiler çaresizlikten bedenini ateşe veriyor, atanmayan öğretmenler intihar ediyor. Böyle bir ekonomiyle 2019’a kadar gidemeyeceklerini gördüler.

Adalet talebi toplumun bütün hücrelerine yayılmış bir isyan dalgası gibidir. Mahkemeler milyonların canını yaktı, yakıyor. Partili yargı bütün muhalifleri cezalandırarak iktidarı ayakta tutmaya çalışıyor. Konuşanın bileğine kelepçe takılıyor. Ülke tarihinin en ağır siyasal bunalımını yaşıyor. Böyle bir siyasal tabloyla 2019’a kadar gidemeyeceklerini gördüler. Ne var ki AKP-MHP faşist koalisyonu, bu ekonomik ve siyasal kriz tablosunun sürmesi dışında halklarımıza hiçbir şey vaat edemez.

Bu basit bir erken seçim kararı değildir. Bu halklarımızın demokratik iradesini gasp etmeye yönelik bir Saray komplosudur. Damat Berat boşuna AKP teşkilatlarını “seçim savaşına hazır olmaya” çağırmadı! Baskın seçimle aynı gün OHAL’in 7. kez uzatılması, seçimlere faşist baskı ve yasaklar altında gidileceği anlamına gelmektedir. Zaten hileli ve sopalı seçim yasalarıyla yaklaşan şeyin bir seçimden çok başka bir şey olduğu ilan edilmişti. Seçim tarihinin 66 gün sonraya konulması ise, bunlara ek olarak, seçme-seçilme hakkının birçok boyutunu ihlal edecektir.

24 Haziran’da yapılacak olan demokratik bir seçim değildir. Tıpkı 16 Nisan Referandumu’nun demokratik olmadığı gibi. AKP iktidarındaki seçimler ezilenlere savaş açıldığı, sosyalist, demokrat ve ilerici güçlerin politik temsilcilerinin polis ve yargı eliyle kıskaca alındığı, tekelleşmiş havuz medyası aracılığıyla sabah akşam manipülasyon yapıldığı, sokaklara faşist güruhların salınarak söz, eylem ve örgütlenme haklarının daha fazla tırpanlandığı dönemler oluyor.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak, nasıl ki 1 Mayıs’a giderken toplumun tüm ilerici güçleri ile yan yana gelip sokakları tutma ve ezilenlerin taleplerini en güçlü şekilde haykırma hattından ilerliyorsak ve nasıl ki başta HDP ve HDK olmak üzere birleşik mücadele alanlarında anti-faşist direniş cephesini büyütme bakış açısı ile hareket ediyorsak, 24 Haziran ‘Seçim savaşı’ döneminde de işçi sınıfı ve ezilenlerin birleşik cephesini kurma hedefiyle hareket edeceğiz.

Durmak yok! Sokak sokak, mahalle mahalle ezilenlerin isyanını büyütelim. İşçileri, kadınları, gençleri, mazlum Kürt halkını ve bütün ezilenleri özgürlük talebi etrafında birleştirelim. 16 Nisan’da Hayır’da birleşen bütün ezilenler, baskın seçim dayatması karşısında da AKP-MHP faşist blokuna karşı kazanacaktır. 16 Nisan’da oyları çalarak yenilgisini gizleyen Saray, 24 Haziran’da kaybedecektir.

Bütün antifaşist güçler, tek cephede birleşelim!
Saray diktatörlüğü kaybedecek, özgürlük kazanacak!

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ