ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Taşkıran: Yürüyüş milyonlarla yapıldı

HDP'nin "Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü"nü değerlendiren ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, "Katılım sembolikti belki ama o yürüyüş milyonlarla yapıldı" dedi.

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP), 15 Haziran'da Hakkâri ve Edirne'den başlattığı "Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü" 20 Haziran'da Ankara'da sona erdi. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), hem Edirne hem de Hakkâri kolunda yürüyüşe katıldı. Yürüyüşün Hakkâri kolunda yer alan ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, yürüyüşün ortaya çıkardıklarını ve bundan sonra izlenecek politikaya ilişkin ETHA'nın sorularını yanıtladı.

'YÜRÜYÜŞ BİR ANLAMDA ÖNCÜ ÇIKIŞ OLDU'
HDP'nin kampanyasının birinci etabı tamamlandı. Bu ilk etabın ortaya çıkardığı tabloyu nasıl özetlersiniz?

Uzun bir süredir ekonomik krizin etkilerini her yerde görüyorduk. Kürdistan'daki savaş politikaları bu sorunları daha da derinleştirmişti. Pandemi koşulları bu tabloyu daha da artırdı. Her yerde sosyal, siyasal, ulusal ve cinsiyet sorunlarının iç içe geçtiği bir ortamda, herkes bir yol arayışı, bir çıkışı tartışıyordu. Halklarımız büyük bir umutsuzluk dalgasına sürüklenmek isteniyordu. Herkesin kendi başına çözüm aramaya itildiği veya çaresiz bırakıldığı bir tablo vardı önümüzde. Bunun açılması için bir öncü çıkışa ihtiyaç vardı. Halkların, emekçilerin çaresiz olmadığını, kendi dünya özlem ve arayışlarına hizmet edecek en güçlü kuvvet hâlihazırdaki birleşik cephe HDP'ydi.

'HALKIMIZ ONURLU BİR YAŞAM İSTİYOR'
Bu yürüyüşle birlikte en temel isteğin özgürlük ve onurlu bir yaşam olduğunu bir kez daha gördük. Kimse kendisini ifade edecek kanal bulamıyor. Kürtçe konuştuğu için katlediliyor, Kürt halkının çocukları. Kemikleri plastik torbalara konuluyor. Kaldırımlara gömülüyor. Çok ağır bir durum var Kürdistan'da. Türkiye cephesinde de zaten sınıfsal, sosyal, cinsiyet sorunlarının, LGBTİ+'ların yaşadığı sorunlar hepimizin malumu. Bütün bu koşullarda özgürlük, en temel arzu ve istek.

Biz harekete geçtiğimiz andan itibaren Türkiye ve Kürdistan'da bütün demokratik güçlerin, yüz yüze geldiğimiz, ziyaret ettiğimiz bütün kesimlerin hepsinin istisnasız söylediği tek şey 'durum değişmeli' vurgusuydu. "Durumu değiştirmemiz lazım, birlikte değiştirmeliyiz" fikri neredeyse herkesin ortaklaştığı bir fikirdi. Bu yürüyüş, rejimin saldırısı altındaki kesimleri birleştirebiliriz, birlikte harekete geçirebiliriz ve ortak irade geliştirebiliriz fikrini çok güçlü bir şekilde gösterdi.

Şunu açıklıkla söyleyebilirim. Yürüyüş kendisinden çok daha büyük bir enerji açığa çıkarmış oldu. Kendisinden çok daha büyük bir kuvvetin ilgisini çekmiş ve desteğini almış oldu.

'MESAFE OLUŞTURANLAR YÜZÜNÜ HDP'YE DÖNDÜ'
Halk buluşmalarında etkileşim nasıldı?

Bir dönem HDP'yle arasına mesafe koymuş, farklı düşünmese bile bu kriminalize edilen ortamda mesafe koymuş demokratik güçler, ilerici kesimler, HDP'nin zorunlu bir ihtiyacın en güçlü kuvveti olduğunu bir kez daha gördü. Yüzünü HDP'ye döndü. HDP yürüyüşü bunu açığa çıkardı. Ya HDP'den uzak durarak bütün bu duruma onay verecek ve daha ağır süreçle karşı karşıya kalınacak ya da HDP'yle birlikte mücadele yürütülerek bu süreç açılacak. Bunun için örgütsel birlik de gerekmiyor. Antifaşist antisömürgeci asgari bir program etrafında buluşulabilir ve mücadele yürütülebilir. Bu yürüyüş bu ihtiyacı yeniden ortaya koydu. Bunu, ziyaret ettiğimiz herkes dile getirdi. HDP içindeki kuvvetler için de durum böyle. Herkes bugün harekete geçmeli, durumu değiştirmeli.

Daha mesafeli olanlar açısındansa bu durumun bir çıkış olmadığı, CHP'yle hiçbir şeyin çözülmediği, tam tersine halklar, işçiler ve emekçiler aleyhine sorunların daha da derinleştiği hep birlikte görüldü.

'SİYASETİ BELİRLEMEK İÇİN YOLA ÇIKILDI'
HDP'ye ciddi eleştiriler yöneltiliyordu. Yürüyüş bu eleştirileri karşıladı mı sizce?

Elbette ki bu yürüyüş HDP bakımından da pratik bir özeleştiridir. Kongre önemli bir iddiaydı, kısa bir süre sonra pandemi süreci başladı. Ama bu kadar ağır koşullar altında siyaset belirleyen bir yerde değil de sadece söz söylediği bir yerdeydi. Belirleyen bir yerde olma açısından önemli bir çıkış ve yola düşüş olarak tarif edebiliriz. HDP halklarımızın, işçi sınıfının üçüncü cephesi olarak kendi rolünü oynamak zorunda olduğunu gördü.

'BU YÜRÜYÜŞ MİLYONLARLA YAPILDI'
Bunu HDP'nin kazanımı olarak söyleyebilir miyiz?

Bu, ezilenler cephesinde duran herkes için bir kazanım. HDP harekete geçmezse, HDP rolünü oynamazsa değişim mümkün değil. Bu topraklarda uzun yıllardır devrimci mücadele var, parçalı kuvvetler mücadele yürütüyor. Ama faşist baskı ve yasaklar, birleşik mücadeleyle kaldırılabilir, politik özgürlük ancak bu yolla kazanılabilir. HDP'nin programında olan halkçı, demokratik bir cumhuriyet inşası ancak böyle gerçekleşebilir.

Hareket değiştiricidir. Halklarımızın eleştirilerine böyle yanıt verilebilir. Bu gerçek durum, HDP açısından da yeniden açığa çıkmış oldu. "Halk mesafe koyuyor", "Halk örgütsüz", "İnsanlar örgütlülüğe gelmiyor" türü savunuların da zemininin değiştiğini görüyoruz. Halkta partiyle buluşma iradesi var. Bu yürüyüşte bunu gördük. Katılım sembolik bir yürüyüştü belki ama o yürüyüş milyonlarla yapıldı gerçekte. Balkonlarda, sokaklarda, sosyal medyada, arayıp sorarak bir biçimde yürüyüşün manevi bir parçası olduğunu çok net gösterdi. Evlerine konuk olduğumuz, ziyaret ettiğimiz şehit aileleri, tutsak yakınları, sokakta dokunduğumuz herkes, her taraf kuşatılmışken el sallayan insanlar aslında bu yürüyüşün bir parçasıydı. Bizi bekliyorlardı. Geçmemizi, el sallamamızı bekliyorlar, yalnız olmadıklarını görmeye ihtiyaç duyuyorlardı. O yüzden, Bismil'deki saldırıda halkımız bırakıp gitmedi. İnatla etrafta toplandı. Colemêrg çıkışı, Van karşılaması, ardından Bitlis Tatvan'da beklenmedik kararlı bir kalabalık vardı. Bütün barikatlara, engellemelere rağmen etraftaydılar. El sallayanları yerlere yatırıp işkence etmelerine rağmen insanlar terk etmedi. Bu kararlılık her yerde hissediliyordu.

Ben şu sonucu çıkarıyorum. Biz kararlı olursak, öncüler kararlı durursa, kitleler onun etrafında toplanacaktır. Koşullar değişiyor. Hava değişiyor. Bunu iyi sezmek ve buradan devrimci sonuçlar çıkarmak gerekiyor.

'ÇÖZÜM HALKLARLA İTTİFAKLA GELECEK'
Peki bundan sonrası...

Bu çalışma da 1 Eylül'e kadar devam edecek. HDP Kadın Meclisi'nin de kampanyası var, o da devam ediyor. 5 Temmuz'a kadar Van, Amed, Dersim kadın buluşmaları yapılacak. Ve daha bir dizi eylem ve etkinliklerle bu çalışma sürecek.

Sonuç alıcı düşünmek lazım. Sonucu veya çözümü düzen partileriyle ittifakla değil de halkların ittifakıyla, işçi sınıfı ittifakı ve birliğiyle kazanabileceğimizi hep beraber görmemiz lazım.

Sonuçta HDK ve HDP'de birleştik, Kürdistan'da ulusal birlik arayışları var... Faşist diktatörlüğe karşı mücadele ve politik özgürlüğün kazanılması sorunu ortada duruyor. Buna ilişkin gereken neyse o yapılmalı. Öncülerin misyonu bu. HDP'nin de sosyalist yurtseverlerin de ESP'nin de rolü bu. Yani tüm yoldaşlarımızın bu ihtiyacı gören, bu değişim arzusu için daha büyük mücadelelere hazırlanan, kitlelerdeki bu duygu değişimini, arayışı gören bir yerde kendisini konumlandırmalı. Bizim kendi eylemimizle halklara ve işçi sınıfına yol açmamız onları eylemle birleştirmemiz gerekiyor.

 

Kaynak: Etkin Haber Ajansı (ETHA)