ZAFER BİZİM, GELECEK SOKAĞIN, EMEĞİN VE DİRENİŞİDİR

İşçi sınıfı ve ezilenler için burjuva meclis seçimleri ve parlamento varlığı nihai zafer ya da yok oluşun konusu değil, rejimin çelişkilerini derinleştirmeye ve gerçek mücadelede kendilerine alan açmaya yarayan bir mevzidir. Bu açıdan bakıldığında, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde ezilenlerin birleşik demokratik cephesi HDP burjuva-faşist düzeni nasıl sarstıysa ve halkçı-demokratik alternatifi geniş kitlelerin bilincine taşımaya nasıl yardım ettiyse, 24 Haziran seçimlerinde de bu kazanımları ilerletmiştir.

HDP, faşist diktatörlüğün tüm katliam, savaş, yıkım, talan, rehin alma ve siyasi soykırım operasyonlarına karşı bir adım dahi geri atmamış ve 12 Eylül artığı faşist seçim barajını yerle bir etmiştir. Seçim öncesi ve sırasındaki tüm devlet terörüne, hilelere ve gasplara rağmen Kürt halkı Kürdistan’da iradesini korumuş, tarihin en büyük yalan ve dezenformasyon politikalarına, coşturulmaya çalışılan ırkçı-şoven dalgalara rağmen HDP’nin Batı’daki ittifak kuvvetleri, meşruiyeti ve varlığı da artmıştır. Kayyumlar kaybetmiştir, JÖH-PÖH kaybetmiştir, havuz medyası kaybetmiştir, diktatör kaybetmiştir. HDP ise ateşle sınanmış halkların iradesidir ve dimdik ayaktadır. Bunu küçümsemeye çalışan yaklaşımlar en hafif tabirle apolitik yaklaşımlardır.

Bu seçimin diğer bir sonucu da burjuvazinin bir kanadının siyasi temsilcisi olan CHP ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin kendilerine umut bağlayan emekçi halkların iradesini tarihsel bir şaşmazlıkla yine yüz üstü bırakmış olmasıdır. İşçilere, emekçilere, Alevilere, kadınlara, gençlere verebileceği hiçbirşeyin olmadığı bir kez daha görülen CHP, tarihin çöplüğündeki yerini alacaktır.

Mevcut yasal düzenlemeler ve seçim sonuçları, ezilenler için parlamentonun parlamento olarak öneminin ciddi ölçüde azaldığını göstermekle birlikte, faşist blokun bu alanda bir üstünlük sağladığı da söylenemez. AKP tek başına yasa ve anayasa değişikliği yapacak sonucu elde edememiş, yönetememe krizini aşamamıştır.

Bu krizi ezilenler lehine derinleştirecek yeni mücadele döneminin temel hattı artık daha fazla emektir, daha fazla sokaktır, daha fazla anti-faşist direniştir. Özellikle yaklaşan ekonomik kriz ve burjuvazinin her iki kanadının da IMF ya da IMF benzeri bir kemer sıkma politikasında uzlaşmış olması gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, HDP’nin burjuva meclisteki varlığı ancak ve ancak sınıfsal ekseni daha fazla odağa alan, sokağı tutan ve fiili meşru mücadele hattını benimseyen geniş bir kitle hareketinin inşasına hizmet ettiği müddetçe işlevli olabilecektir. Bu inşa sürecinde tüm partililere, bileşenlere ve seçim sürecinde kurulan ittifak kuvvetlerine büyük bir sorumluluk düşmektedir.

Gelecek, korkunun sofrasında yılgınlık yiyenlerin değil, elindeki güce ve kazanımlarına dayanarak “Bitmedi o kavga, sürüyor ve sürecek!” diyenlerin olacaktır.

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ